<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-4570186596743279520</id><updated>2012-01-27T16:13:14.448+02:00</updated><category term='Eskişehir Film Festivali'/><category term='Haberler'/><category term='kültür-sanat'/><category term='Evimiz'/><category term='Eskişehir'/><category term='Okuyorum'/><category term='gezi'/><category term='tatil'/><category term='İstanbul'/><category term='İspanya'/><category term='Okuyamıyorum'/><category term='Hastalıkta-sağlıkta'/><category term='Paylaşımlar'/><category term='Eskişehir kültür-sanat'/><title type='text'>Chez Volga</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Volga</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02810436791325043581</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/-Va18NhKcVpM/TusJzsh7EhI/AAAAAAAAAVY/9TmYbS5AjuA/s220/387968_10150414726533857_704443856_8665000_164198792_n.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>56</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4570186596743279520.post-265705899053939025</id><published>2012-01-12T21:06:00.000+02:00</published><updated>2012-01-12T21:09:53.547+02:00</updated><title type='text'>Son günlerde yaşam…</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-dzm_tXfIiLk/Tw8v7qKrrJI/AAAAAAAAAcI/X1dZG4fCH2s/s1600/k%25C4%25B1%25C5%259F%2Bocak%2B%252712%2B106.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-dzm_tXfIiLk/Tw8v7qKrrJI/AAAAAAAAAcI/X1dZG4fCH2s/s400/k%25C4%25B1%25C5%259F%2Bocak%2B%252712%2B106.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5696824755624848530" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- “Bu aralar ya da son günlerde” tarzı blog yazıları gördükçe ben de yazmak istedim. Blog dünyasında özgün olmak zaten çok zor değil mi?&lt;br /&gt;- Daha iyi bir blog yazarı olmak istiyorum; uykuda, yolda, evde sürekli kafamda yazılar dolaşıyor ama bunları klavyeye dökme hevesimi kaybediyorum bir anda.&lt;br /&gt;- Eskişehir karlar altında. Kentin bu halini çok seviyorum tıpkı güz sarısı ve bahar çiçekleriyle donanmış halini sevdiğim gibi.&lt;br /&gt;- Kar fotoğrafları çektik sevgiliyle. Kısacık zaman ayırdık belki ama hem çekerken hem de sonradan bakarken çok eğlendik. Dün facebook’a da yazmıştım: sonbahar en çok çınara yakışıyor, kış (daha doğrusu kar) ise en çok çama…&lt;br /&gt;- Yaşamım gelgitlerden ibaret. Bazen çok mutluyum, sadece yaşadığım için müteşekkirim ama bazen çok keyifsizim, yaşamımın yoluna gireceğine dair tüm umutlarımı kaybediyorum.&lt;br /&gt;- Bir sürü yeni yıl kararı aldım, hepsini yazıya da döktüm. Her yıl yaptığım gibi. Bir an önce tikleri atmaya başlamak istiyorum.&lt;br /&gt;- Yeni ajandalarımı aldım. Yine iki ajandam var. Biri ofiste kullanmak için, diğeri yanımda taşımak için. Bu yıl her iki ajandam da Atlas’tan, Aralık ve Ocak sayılarının hediyeleri. Masa takvimim de National Geographic’ten…&lt;br /&gt;- Kış tatili için güzel bir planımız var ama henüz kesinleşmedi. Kesinleşsin, paylaşayım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4570186596743279520-265705899053939025?l=volgayilmaz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/feeds/265705899053939025/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4570186596743279520&amp;postID=265705899053939025' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/265705899053939025'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/265705899053939025'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/2012/01/son-gunlerde-yasam.html' title='Son günlerde yaşam…'/><author><name>Volga</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02810436791325043581</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/-Va18NhKcVpM/TusJzsh7EhI/AAAAAAAAAVY/9TmYbS5AjuA/s220/387968_10150414726533857_704443856_8665000_164198792_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-dzm_tXfIiLk/Tw8v7qKrrJI/AAAAAAAAAcI/X1dZG4fCH2s/s72-c/k%25C4%25B1%25C5%259F%2Bocak%2B%252712%2B106.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4570186596743279520.post-9112489701520440876</id><published>2011-12-27T20:01:00.016+02:00</published><updated>2011-12-27T22:59:55.652+02:00</updated><title type='text'>Avustralya Notları</title><content type='html'>Üç günü yolda geçen toplam 11 günlük bir seyahat… Farklı bir yarımküre, farklı bir kıta, farklı bir ülke, farklı bir kültür… Ataları yıllar önce bu kıtaya gönderilen Anglosaksonlar olan Avustralyalılar, yerli halk Aborijinler ve bugün dört bir yandan gelen dünya vatandaşları yaşıyor bu kocaman topraklarda… Türkler, Araplar, Afrikalılar, Uzak Doğulular… All in a melting pot…  Herkes yabancı ama herkes yerli aslında. Kıtanın nüfusu 22 milyon. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kentler yemyeşil, yollar-sokaklar tertemiz, insanlar kibar ve saygılı, her sorunuz güler yüzle ve özenle yanıtlanıyor… Her mağazaya girdiğinizde ilk duyduğunuz “Hey guys, how’re you doin’ today?”… Evet şaşırdım ve bu sıradan sayılabilecek tepkiler nedeniyle çok mutlu oldum çünkü içinde bulunduğumuz toplumda gittikçe artan saygısızlık, nezaketsizlik ve kuralsızlık yüzünden yaşamımın zorlaştığını hissediyorum. Elinde kahvesiyle dışarı çıkarken kapıyı tutarak yardımcı olduğum insanların bırakın teşekkür etmeyi, yüzüme bile bakmadan çekip gitmesi, bir soru sorduğum tezgâhtar veya otobüs şoförünün söylenerek yanıt vermesi, üniversitede her an muhatap olduğum özellikle idari personelin işimi kolaylaştırmak için en ufak bir çabayı esirgemesi ve sorularımı genellikle yanıtsız bırakması ve bunun gibi pek çok deneyim yaşam motivasyonumu her an düşürürken 15 bin kilometre uzakta hiçbir tereddüt yaşamadan insanlarla iletişim kurabilmenin, onlara soru sorabilmenin, onlardan yardım isteyebilmenin keyfini sürdüm bir hafta boyunca. Sırf bu yaşam deneyimi için bile yaklaşık yirmi saatlik yolculuğa katlanmaya değer. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avustralya’da bir taraftan günümüz dünyasının “modern”liğini yansıtan yapılar arasında dolaşırken diğer taraftan “el değmemiş, henüz bozulmamış” bir kültürün tadını çıkarabilirsiniz. Elbette, orada yaşayanlar için hayat kusursuz değildir ama Türkiye’den gittiğinizde ilk olarak bu olumlu hislere kapılmamak elde değil. El değmemiş derken, ortalıkta yerel kıyafetleriyle dolaşan Aborijinler veya hoplayıp zıplayan kangurular göremiyorsunuz elbette. Ama bizim ülkelerimizde 20. yüzyılın sonuna doğru başlayıp yirminci yüzyılda alabildiğine büyüyen hırslar, karmaşa, güvensizlik, yozlaşma, vs. vs. burada şimdilik pek hissedilmiyor sanki. Ya da dışarıdan baktığımız için biz hissetmedik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-lOODcQatUXw/TvoY6hHQFXI/AAAAAAAAAZk/hB5nRFHJdR4/s1600/Melbourne%2B2011%2B134.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-lOODcQatUXw/TvoY6hHQFXI/AAAAAAAAAZk/hB5nRFHJdR4/s400/Melbourne%2B2011%2B134.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5690888472736306546" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-2_L7NJ64Tyw/TvoY6WaD7MI/AAAAAAAAAZc/0374zmTJmVE/s1600/Melbourne%2B2011%2B131.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-2_L7NJ64Tyw/TvoY6WaD7MI/AAAAAAAAAZc/0374zmTJmVE/s400/Melbourne%2B2011%2B131.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5690888469862411458" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-x6S2NpXBoWc/TvoY69WHD7I/AAAAAAAAAZ4/rVAsm3BxmQs/s1600/Melbourne%2B2011%2B160.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-x6S2NpXBoWc/TvoY69WHD7I/AAAAAAAAAZ4/rVAsm3BxmQs/s400/Melbourne%2B2011%2B160.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5690888480314822578" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-rdXgaXS-3os/TvoXAAdK_sI/AAAAAAAAAZE/rcn3__p-eR4/s1600/Melbourne%2B2011%2B085.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 300px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-rdXgaXS-3os/TvoXAAdK_sI/AAAAAAAAAZE/rcn3__p-eR4/s400/Melbourne%2B2011%2B085.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5690886368025837250" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-qsoKFazvakA/TvoXAc-Xn0I/AAAAAAAAAZU/Vjt0hYKldRU/s1600/Melbourne%2B2011%2B089.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-qsoKFazvakA/TvoXAc-Xn0I/AAAAAAAAAZU/Vjt0hYKldRU/s400/Melbourne%2B2011%2B089.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5690886375681269570" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Farklı uluslardan gelen insanların yaşadığı bu ülkede kendinizi hiç yabancı hissetmiyorsunuz. İnsanlar kent merkezlerinde bir araya gelip aynı restoranlarda yemek yiyip aynı yerlerden alışveriş yaparken banliyölere gittikçe her birinin ayrı çarşıları olduğunu görüyorsunuz. Türk çarşısı Dallas, Arapların çarşısı (içinde bir de Türk kahvehanesi var), China Town… Marketlerde de Çin yemekleri, Lübnan ekmeği, Türk kahvesi ve çayı, vb. birçok ürüne rastlayabilirsiniz. Çeşitlilik ülkenin karakteristik özelliği aslında ama her fırsatta dile getirilmeyen, ayrımcılık yaratmayan bir çeşitlilik bu, en azından bizim gözlemleyebildiğimiz kadarıyla…   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatın yavaş aktığı bir ülke Avustralya. Orada yaşayanlar da onayladı bu izlenimi. Kentlerin en merkezi yerlerinde ve en yoğun saatlerde bile koşuşturan insanlara rastlamak zor. Mağazalar saat 5’te veya en geç 6’da kapandıktan sonra, kent merkezleri de sakinliğe bürünüyor ve insanlarla karşılaşmak zorlaşıyor. Kentlerin merkezinde yoğunlaşan çok yüksek katlı yapılar, hatta gökdelenler, biraz dışarı doğru ilerleyince yerini iki veya üç katlı yapılara ve biraz sonra da tek katlı evlere bırakıyor. Milyonluk kentlerde insanların çoğu tek katlı ve bahçeli evlerde yaşıyor. Noel hazırlıklarının hız kazandığı bu günlerde bahçeler rengârenk süslenmiş ve ışıklandırılmış. Yılbaşının yaz mevsimine denk geldiği bu ülkede Noel Baba geyiklerin çektiği kar kızağından feragat edip yürüyerek dolaşıyor caddelerde. İnsanların üşümeden meydanlarda toplanabildiği bu mevsimde kutlamak istedim bir yılbaşını...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-3uhYy-vGKeI/TvoVdu5s-xI/AAAAAAAAAYo/2nWpNlrgqjg/s1600/Melbourne%2B2011%2B172.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-3uhYy-vGKeI/TvoVdu5s-xI/AAAAAAAAAYo/2nWpNlrgqjg/s400/Melbourne%2B2011%2B172.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5690884679686486802" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-Iehx4iso5s8/TvoVdX0VDqI/AAAAAAAAAYg/wEOnTiJGP1Y/s1600/Melbourne%2B2011%2B075.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-Iehx4iso5s8/TvoVdX0VDqI/AAAAAAAAAYg/wEOnTiJGP1Y/s400/Melbourne%2B2011%2B075.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5690884673489931938" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-OtDetjrgO2Y/TvoVdydLbEI/AAAAAAAAAY4/QhhudVXJ2pI/s1600/Melbourne%2B2011%2B191.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-OtDetjrgO2Y/TvoVdydLbEI/AAAAAAAAAY4/QhhudVXJ2pI/s400/Melbourne%2B2011%2B191.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5690884680640588866" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne de olsa ilkbahar sonu, yaz başının yaşandığı bir ülkeye gidiyoruz diye şortlar, tişörtler doldurmuştum valizime ama hiçbirini giyemedim. Neyse ki tedarikliyimdir bu konularda, uzun kollular, hırkalar, yağmurluk da vardı yanımda. Hava genelde 15-18 derece civarındaydı. Okyanusa giremedim, hayallerimden birini gerçekleştiremedim. Başka bir okyanus ötesi seyahate sakladım hevesimi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşağıdaki fotoğraflar sadece Avustralya’ya özgü hayvanların bulunduğu doğal bir parktan. Ağacın başında miskin miskin uyuyan koalalar, piknik yaparken yanınıza gelip otlanmak isteyen ibis kuşları, çitin gerisinden size doğru koşa koşa gelen emu’lar, yemek sonrası rehavetiyle kendilerini görmek için kilometrelerce uzaktan gelenleri hiiiç sallamayan kangurular, hayatımda gördüğüm en büyük yarasalar, çeşit çeşit kuşlar ve ne yazık ki burada fotoğrafı olmayan bir adet tazmanya canavarının bulunduğu bir park. Tazmanya canavarının elektrik yüklü bir çiti de var ama biz gittiğimizde cam bir kafese kapatmışlardı. Kendisi küçük bir şey ama esnerken dişlerini gördük, korkutucu gerçekten. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-y6bBFKUesTk/TvoUE6g0J8I/AAAAAAAAAYM/0Qw4bRx9J9Y/s1600/Melbourne%2B2011%2B094.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 300px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-y6bBFKUesTk/TvoUE6g0J8I/AAAAAAAAAYM/0Qw4bRx9J9Y/s400/Melbourne%2B2011%2B094.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5690883153794967490" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-0_y9iKJIsbA/TvoUEt4XK6I/AAAAAAAAAX8/UNH4nLKZyeY/s1600/Melbourne%2B2011%2B079.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-0_y9iKJIsbA/TvoUEt4XK6I/AAAAAAAAAX8/UNH4nLKZyeY/s400/Melbourne%2B2011%2B079.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5690883150404070306" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-wHllRDbJLvo/TvoUF3rqI1I/AAAAAAAAAYU/b-OQmTEEw8s/s1600/Melbourne%2B2011%2B044.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-wHllRDbJLvo/TvoUF3rqI1I/AAAAAAAAAYU/b-OQmTEEw8s/s400/Melbourne%2B2011%2B044.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5690883170215011154" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-qWlt8b0gnUc/TvoRuEitH3I/AAAAAAAAAXo/v28oXWcrvsM/s1600/Melbourne%2B2011%2B033.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-qWlt8b0gnUc/TvoRuEitH3I/AAAAAAAAAXo/v28oXWcrvsM/s400/Melbourne%2B2011%2B033.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5690880562327002994" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-4dM9Kn2pwtw/TvoRt85Y00I/AAAAAAAAAXY/UDzWzP251L0/s1600/Melbourne%2B2011%2B025.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-4dM9Kn2pwtw/TvoRt85Y00I/AAAAAAAAAXY/UDzWzP251L0/s400/Melbourne%2B2011%2B025.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5690880560274658114" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-4_lACUt1xLU/TvoRvKwvGXI/AAAAAAAAAXw/exm2XZUgkw0/s1600/Melbourne%2B2011%2B035.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-4_lACUt1xLU/TvoRvKwvGXI/AAAAAAAAAXw/exm2XZUgkw0/s400/Melbourne%2B2011%2B035.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5690880581176334706" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-rtBlC45m4cc/TvoQQQKo7sI/AAAAAAAAAXA/rPLyyjW7Vm4/s1600/Melbourne%2B2011%2B003.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-rtBlC45m4cc/TvoQQQKo7sI/AAAAAAAAAXA/rPLyyjW7Vm4/s400/Melbourne%2B2011%2B003.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5690878950539587266" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-KpY9tsuHNMo/TvoQQhKvMyI/AAAAAAAAAXM/aUW543CDnlU/s1600/Melbourne%2B2011%2B008.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-KpY9tsuHNMo/TvoQQhKvMyI/AAAAAAAAAXM/aUW543CDnlU/s400/Melbourne%2B2011%2B008.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5690878955103400738" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdiki fotoğraflar ise yerel bir pazardan. Pazarın bir kısmında sebze meyve satılıyor, diğer tarafta ise Avustralya’ya özgü ne ararsanız var. Bumeranglar, didgeridoo’lar, oyuncak kanguru ve koalalar, magnetler, kanguru postları, ahşap eşyalar, kıyafetler, vs. Burada satılanların çoğu Çin yapımı ancak üzerlerinde Avustralya’da tasarlandıklarını ve yasal düzenlemelere uygun olduklarını belirten notlar var. Anmalık olarak satılan birçok şey Avrupa’da gördüklerinizden daha kaliteli, özgün ve ucuz.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-HxYtHdges6s/TvoKe76eXzI/AAAAAAAAAWo/5Q3Pygne5b4/s1600/Melbourne%2B2011%2B042.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-HxYtHdges6s/TvoKe76eXzI/AAAAAAAAAWo/5Q3Pygne5b4/s400/Melbourne%2B2011%2B042.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5690872605731348274" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-Di9-GByethk/TvoKfBRjhQI/AAAAAAAAAW0/O40Z4PhkA9Y/s1600/Melbourne%2B2011%2B030.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-Di9-GByethk/TvoKfBRjhQI/AAAAAAAAAW0/O40Z4PhkA9Y/s400/Melbourne%2B2011%2B030.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5690872607170331906" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-xN-zxzE5iWo/TvoJMUpP4_I/AAAAAAAAAWc/EsQyDoPOVxk/s1600/Melbourne%2B2011%2B049.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-xN-zxzE5iWo/TvoJMUpP4_I/AAAAAAAAAWc/EsQyDoPOVxk/s400/Melbourne%2B2011%2B049.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5690871186440840178" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim katıldığım konferans Canberra’daydı. Bu konferansa başvurmaya karar verene kadar ülkenin başkentinin Sydney olduğunu düşünenlerdendim ben de. Dünyanın birçok yerinde insanların Türkiye’nin başkentini İstanbul olarak bilmesine şaşırmamak gerek. Canberra ile ilgili küçük bir araştırma yapınca ülkenin başkentinin burası olduğunu öğrendim. Üstelik yaklaşık 350 bin nüfuslu bir kent. Başkent olma konusunda Sydney ve Melbourne arasındaki anlaşmazlık çözülemeyince yeni bir başkent yaratmışlar. Kent merkezini de içine alan yeşillikleri, çeşit çeşit papağanlar, Burley Griffin Gölü, gölün etrafındaki bisiklet parkuru, yeni Parlamento Binası ve Ulusal Müzesi’yle çok etkileyici bir yer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Canberra’da bisiklet kullanımı çok yaygın ve kentin her yerinde bisiklet yolları var. Özellikle sabah işe gidiş ve akşamüzeri işten dönüş saatlerinde gruplar halinde bisikletliler dikkat çekiyor. Hepsinin başında birer kask. Ayrıca şehir içi ulaşım sağlayan otobüslerin önünde de bisiklet koyabileceğiniz bir yer var. Böylece yolculuğun bir kısmını otobüsle, bir kısmını bisikletle yapabilirsiniz. Bu bisiklet koyma yerlerinin fotoğrafını çekmek için izin istediğimiz bir otobüs şoförü, bisikletle otobüse binenleri küçümseyerek “bunlar tembel işi, aptallık işte, işine bisikletle gideceksen bisikletle gidersin, gitmeyeceksen adam gibi otobüse binersin,” dedi. Burley Griffin Gölü’nün çevresindeki 28 kilometrelik bisiklet ve yürüyüş parkuru da dikkate değer. Çeşit çeşit ağaçları barındıran bir ormanın içinden giden sakin bir yol. Biz sadece Ulusal Müze’ye kadar olan kısmını yürüdük. Zamanımız olsaydı birer bisiklet kiralayıp tüm parkuru kat etmeyi isterdik. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-FAbIMwR58-A/Tvoce3Sr9HI/AAAAAAAAAaw/OtBxDPWvPmQ/s1600/Melbourne%2B2011%2B148.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-FAbIMwR58-A/Tvoce3Sr9HI/AAAAAAAAAaw/OtBxDPWvPmQ/s400/Melbourne%2B2011%2B148.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5690892395700024434" /&gt;&lt;/a&gt;  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni Parlamento Binası, kentin en dikkat çekici yerlerinden biri. Kentin tam merkezinde değil ama merkezden yürüme mesafesinde, yeşillikler ortasında, üzeri çimlerle kaplı bir bina. Saat 9.00 – 17.00 arası parlamento binası ziyarete açık. X-ray cihazıyla yapılan aramadan sonra binaya girip içeride dolaşabilirsiniz. Milletvekili ve senato toplantılarının yapıldığı salonlar da açık. Biz gittiğimizde parlamento tatile girmişti ama oturumlar yapılırken girip izleme olanağınız varmış. Hatta girerken adınızı yazdırırsanız “Türkiye’den Volga Hanım da buradaymış” diye size el bile sallıyorlarmış:) Parlamentoda bir de Queen Terrace Cafe var, kahvesi ve manzarası harika. Yolunuz düşerse kahvesini içmeden gelmeyin. Geçmişte yapılan birçok katliamdan sonra, günümüzde ülkede her yerde Aborijin kültürüne sahip çıkılmaya çalışıldığını görüyorsunuz. Parlamento binasının iç duvarlarında da bu kültürün farklı ürünleri sergileniyor, Aborijinlere özür metninin orijinali yer alıyor.   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-InBirXuJ4wI/TvoamVjJV8I/AAAAAAAAAaA/iWO6S74EqEA/s1600/Melbourne%2B2011%2B061.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-InBirXuJ4wI/TvoamVjJV8I/AAAAAAAAAaA/iWO6S74EqEA/s400/Melbourne%2B2011%2B061.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5690890325057951682" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-7CrEFBos4HA/TvoamivAPgI/AAAAAAAAAaM/vSYZOkBrarg/s1600/Melbourne%2B2011%2B072.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-7CrEFBos4HA/TvoamivAPgI/AAAAAAAAAaM/vSYZOkBrarg/s400/Melbourne%2B2011%2B072.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5690890328597347842" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-YAOWPgTyzNY/TvobqG3pEII/AAAAAAAAAaY/O9E7-6gNAus/s1600/Melbourne%2B2011%2B084.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-YAOWPgTyzNY/TvobqG3pEII/AAAAAAAAAaY/O9E7-6gNAus/s400/Melbourne%2B2011%2B084.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5690891489348489346" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-J8XNbcZyaNU/TvobqVKPWwI/AAAAAAAAAag/oqikIdZbvdg/s1600/Melbourne%2B2011%2B090.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-J8XNbcZyaNU/TvobqVKPWwI/AAAAAAAAAag/oqikIdZbvdg/s400/Melbourne%2B2011%2B090.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5690891493184592642" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer ilgi çekici bir yer ise Burley Griffin Gölü’nün kenarına konumlanmış Ulusal Müze. Müzeye giriş ücretsiz. Müzede ilk olarak yaklaşık 30 kişilik bir döner tiyatroda Avustralya tarihinin farklı dönemleriyle ilgili videolar izleniyor. Dönem değiştikçe sizin tiyatrodaki konumunuz da değişiyor, koltuklarınızın üzerinde bulunduğu platform her seferinde 90 derece dönüyor. Bu ön bilgileri aldıktan sonra müze içindeki yolculuk başlıyor. Zamanımız biraz kısıtlı olduğu için biz diğer kısımları hızla geçerek en uzun süreyi Aborijin kültürüne ayrılan kısımda harcadık. Günlük eşyaları, dini ayinlerinde kullandıkları malzemeler, didgeridoo’lar (hani şu farklı boyutlardaki üflemeli müzik aletleri)… Müzenin bir yerinde “prepaid” kartlar ve kalemler bulunuyor; kartınızı yazıp dostlarınıza sürpriz yapabilirsiniz. Benim gönderdiğim kart henüz yerine ulaşmadı ama ulaşacaktır elbet:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-mC6qzLSILjo/Tvodtg7gDcI/AAAAAAAAAbM/UjI49_7BBGU/s1600/Melbourne%2B2011%2B113.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-mC6qzLSILjo/Tvodtg7gDcI/AAAAAAAAAbM/UjI49_7BBGU/s400/Melbourne%2B2011%2B113.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5690893746906860994" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-WDgtuORLRUA/TvodtV3WtcI/AAAAAAAAAa8/cnyCq_3UONs/s1600/Melbourne%2B2011%2B095.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-WDgtuORLRUA/TvodtV3WtcI/AAAAAAAAAa8/cnyCq_3UONs/s400/Melbourne%2B2011%2B095.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5690893743936681410" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-jWage9wRaPU/TvoduhQQMEI/AAAAAAAAAbU/kXDQNOoMUbw/s1600/Melbourne%2B2011%2B119.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-jWage9wRaPU/TvoduhQQMEI/AAAAAAAAAbU/kXDQNOoMUbw/s400/Melbourne%2B2011%2B119.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5690893764173770818" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Australian National University az katlı binalarıyla çok geniş alana yayılmış yemyeşil ve sakin bir kampuse sahip. Belki bir gün yeniden Avustralya’ya gidip o güzel kampuste araştırma yapmak ve bir süre yaşamak kısmet olur bana da:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-wdanENbUPVY/TvoeQkc6N_I/AAAAAAAAAbg/pelCMhx8-ug/s1600/Melbourne%2B2011%2B139.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-wdanENbUPVY/TvoeQkc6N_I/AAAAAAAAAbg/pelCMhx8-ug/s400/Melbourne%2B2011%2B139.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5690894349147715570" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Küçük notlar:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Benzin 1,40 dolar civarında, yani yaklaşık 2,5 TL. Dizel yakıt benzinden 10-15 cent daha pahalı.&lt;br /&gt;• Sigaranın paketi 15 dolar civarında.&lt;br /&gt;• Trafikte tüm kurallara uyuluyor; insanlar kuralların yıkılmak için değil uyulmak için var olduğunun farkında:)&lt;br /&gt;• Kent merkezlerinde ortalıklarda dolaşan kanguru ve koalalar yok belki ama çeşit çeşit papağanlar görebilirsiniz. Kırsala doğru yolculuk yaptıkça bahçelerde dolaşan kangurular da görebilirmişsiniz ama biz hiç rastlamadık onlara.&lt;br /&gt;• Hala posta kutularının yaygın olarak kullanıldığı bir ülke. Her an her yerde karşınıza posta kutuları çıkabilir: gökdelenin 88. katında da, bir dağ yolunda da, müzenin içinde de…&lt;br /&gt;• Marketlerde kanguru eti bulabilirsiniz. &lt;br /&gt;• Opel marka arabalar "Holden" adıyla ve farklı bir logoyla satılıyor. Holden Astra'lar görebilirsiniz her yerde.&lt;br /&gt;• Avustralya'nın sembolü aşağıdaki fotoğrafta görüldüğü gibi kanguru ve emu:) Çok sevimliler değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-5HiRn2uj0Fs/TvofLCjfaoI/AAAAAAAAAbs/PcmdTb9vr-8/s1600/Melbourne%2B2011%2B155.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-5HiRn2uj0Fs/TvofLCjfaoI/AAAAAAAAAbs/PcmdTb9vr-8/s400/Melbourne%2B2011%2B155.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5690895353660795522" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4570186596743279520-9112489701520440876?l=volgayilmaz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/feeds/9112489701520440876/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4570186596743279520&amp;postID=9112489701520440876' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/9112489701520440876'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/9112489701520440876'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/2011/12/avustralya-notlar.html' title='Avustralya Notları'/><author><name>Volga</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02810436791325043581</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/-Va18NhKcVpM/TusJzsh7EhI/AAAAAAAAAVY/9TmYbS5AjuA/s220/387968_10150414726533857_704443856_8665000_164198792_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-lOODcQatUXw/TvoY6hHQFXI/AAAAAAAAAZk/hB5nRFHJdR4/s72-c/Melbourne%2B2011%2B134.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4570186596743279520.post-3668940605142364682</id><published>2011-12-10T19:02:00.004+02:00</published><updated>2011-12-10T19:28:15.049+02:00</updated><title type='text'>Leylek Havada...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-i5_62B8bMyQ/TuOWZ4W38fI/AAAAAAAAAVE/94R7P1SrAPo/s1600/FLORANSA%252BVENEZ%25C4%25B0A%2B251.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-i5_62B8bMyQ/TuOWZ4W38fI/AAAAAAAAAVE/94R7P1SrAPo/s400/FLORANSA%252BVENEZ%25C4%25B0A%2B251.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5684552526040920562" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Leyleği havada gördüm... Son üç buçuk aydır sık sık yollara düşüyorum. Ağustos sonunda İtalya seyahatimiz oldu. Ayrıntıların bir kısmını &lt;a href="http://volgayilmaz.blogspot.com/2011/09/venedik-kanallar-ve-kopruler-kenti-bir.html"&gt;burada &lt;/a&gt;yazmıştım. Sonra Kırıkkale'ye gittim bir çeviribilim konferansı için. Kısa mesafe de olsa iki gün içinde gidiş-dönüş Eskişehir-Ankara-Kırıkkale yolculukları yaptım. Ardından kurban bayramı tatilinde üç günlük Assos-Ayvalık-Bozcaada turumuz oldu. &lt;a href="http://volgayilmaz.blogspot.com/2011/11/toscanada-karsladgmz-sonbahar-egede.html"&gt;Uzun uzun anlattım daha önce&lt;/a&gt;. Sonraki durak 15.000 kilometrelik bir yolculuk... Avustralya'ya... En kısa zamanda tüm ayrıntılarıyla anlatacağım ama henüz fırsat yaratamadım. Şimdi de Batman'dayım, açıköğretim sınavında üniversite temsilcisi olarak. Evimi çoook özledim. Benim gibi bir ev kuşu için bu kadarı çok fazla. Leylek yuvaya dön artık! 2012'de tek isteğim Tarragona'ya gitmek...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4570186596743279520-3668940605142364682?l=volgayilmaz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/feeds/3668940605142364682/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4570186596743279520&amp;postID=3668940605142364682' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/3668940605142364682'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/3668940605142364682'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/2011/12/leylek-havada.html' title='Leylek Havada...'/><author><name>Volga</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02810436791325043581</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/-Va18NhKcVpM/TusJzsh7EhI/AAAAAAAAAVY/9TmYbS5AjuA/s220/387968_10150414726533857_704443856_8665000_164198792_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-i5_62B8bMyQ/TuOWZ4W38fI/AAAAAAAAAVE/94R7P1SrAPo/s72-c/FLORANSA%252BVENEZ%25C4%25B0A%2B251.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4570186596743279520.post-6451583718415308381</id><published>2011-11-28T15:46:00.003+02:00</published><updated>2011-11-28T15:55:09.056+02:00</updated><title type='text'>Uzaklarda...</title><content type='html'>Uzaklardayım, çooook uzaklarda... Yakında döneceğim, anlatacak çok şey var...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-sWfNIyEN53c/TtOSLZ0QVcI/AAAAAAAAAU4/1qy9icVDQm4/s1600/Australia%2B2011%2B038.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-sWfNIyEN53c/TtOSLZ0QVcI/AAAAAAAAAU4/1qy9icVDQm4/s400/Australia%2B2011%2B038.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5680044279650604482" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4570186596743279520-6451583718415308381?l=volgayilmaz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/feeds/6451583718415308381/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4570186596743279520&amp;postID=6451583718415308381' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/6451583718415308381'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/6451583718415308381'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/2011/11/uzaklarda.html' title='Uzaklarda...'/><author><name>Volga</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02810436791325043581</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/-Va18NhKcVpM/TusJzsh7EhI/AAAAAAAAAVY/9TmYbS5AjuA/s220/387968_10150414726533857_704443856_8665000_164198792_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-sWfNIyEN53c/TtOSLZ0QVcI/AAAAAAAAAU4/1qy9icVDQm4/s72-c/Australia%2B2011%2B038.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4570186596743279520.post-2842049605952748423</id><published>2011-11-11T20:42:00.001+02:00</published><updated>2011-11-11T21:56:48.058+02:00</updated><title type='text'>Toscana’da karşıladığımız sonbaharı Ege’de uğurladık</title><content type='html'>Başlangıç şarkısı için bir &lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=Ngql5IlkmOk"&gt;tık &lt;/a&gt;rica edeceğim. &lt;br /&gt;Farklı bir tarz tercih edenler için bu da olabilir, &lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=ZniplJ8e9hg&amp;ob=av2e"&gt;tık&lt;/a&gt;!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk kez bir seyahat acentesinden tur satın aldık ve bir grupla seyahat ettik. Farklı bir deneyim oldu bizim için. Aslında turizm acenteleriyle görüşürken ilk amacımız kısa süreye çok şey sığdırabileceğimiz bir Doğu Karadeniz turuydu; ancak birçok kişi Kasım ayının Karadeniz için uygun bir zaman olmadığını söyleyince vazgeçtik. Bayram tatili için yeni bir rota belirledik ve bizim rotamıza çok yakın bir tur bulunca denemek istedik. Güzergâh belirlemek, gezilecek yerleri tespit etmek ve otel seçmek için ne zamanımız ne de enerjimiz vardı son zamanlarda. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karadeniz’den vazgeçince daha kısa bir tur oldu. Üç günlük Assos-Ayvalık-Bozcaada turu. Böylece, bayramın birinci gün gece yola çıktık ve bir gün de olsa Eskişehir’de ilk bayramımızı geçirdik. Bayram kutlaması için altı kapı yaptık ve zaman ayıramadığımız birçok kişi oldu. Eskişehir’de de yeterince geniş bir çevre edindiğimizi fark ettik bu arada. Bayramın ilk günü gece Ankara hareketli tur grubumuz bizi Yunus Emre Kampusu’nun önünden aldı. Biraz heyecan vardı tabii ki; ne de olsa hep yalnız veya tanıdığımız birkaç kişiyle seyahat etmeye alışkınız biz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaklaşık yedi saatlik yolculuktan sonra ilk durağımız Truva antik kenti oldu. Bir rehber eşliğinde gezmenin güzellikleri işte! Önceden araştırma yapmaya, çıktılar almaya, rehber kitaplar karıştırmaya pek gerek kalmıyor. Özellikle böyle yoğun bir çalışma programı içine sıkıştırılmış geziler için çok faydalı :) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-LBpGNRFKsVg/Tr1uu-Klb1I/AAAAAAAAAPQ/W-3NcZcKHzw/s1600/assos%252Cayval%25C4%25B1k%252Cbozcaada%2B059.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 300px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-LBpGNRFKsVg/Tr1uu-Klb1I/AAAAAAAAAPQ/W-3NcZcKHzw/s400/assos%252Cayval%25C4%25B1k%252Cbozcaada%2B059.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5673812858797125458" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-Bj9JUfORZvM/Tr1vQDjA1iI/AAAAAAAAAPc/9v53gj6bhHc/s1600/assos%252Cayval%25C4%25B1k%252Cbozcaada%2B074.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-Bj9JUfORZvM/Tr1vQDjA1iI/AAAAAAAAAPc/9v53gj6bhHc/s400/assos%252Cayval%25C4%25B1k%252Cbozcaada%2B074.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5673813427177444898" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Truva’dan sonraki hedefimiz Assos. Artemis Tapınağı pek güzelmiş eskiden, şimdi kalan birkaç sütunla gözümüzde canlandırmak zor oluyor ama yine de biraz makete biraz sütunlara bakarak tamamlamaya çalışıyoruz. Şu an asıl güzel olan manzarası. Midilli adası eşliğinde Ege Denizi… Sütun başlarının masa olarak kullanıldığı kahvede sıcak bir çayın ardndan yolculuk limana ve limanda öğle yemeğinde tazecik deniz balığı. Nasıl da özlüyoruz bu keyifleri Anadolu’nun ortasında yaşarken. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-ZNUwvBugxa4/Tr1yda17DSI/AAAAAAAAAP4/XTF0nNV8Z8w/s1600/assos%252Cayval%25C4%25B1k%252Cbozcaada%2B126.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-ZNUwvBugxa4/Tr1yda17DSI/AAAAAAAAAP4/XTF0nNV8Z8w/s400/assos%252Cayval%25C4%25B1k%252Cbozcaada%2B126.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5673816955303955746" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-me_aYixsYHQ/Tr1ydIGeCKI/AAAAAAAAAPo/ScgRX2qeZKY/s1600/assos%252Cayval%25C4%25B1k%252Cbozcaada%2B101.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-me_aYixsYHQ/Tr1ydIGeCKI/AAAAAAAAAPo/ScgRX2qeZKY/s400/assos%252Cayval%25C4%25B1k%252Cbozcaada%2B101.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5673816950273083554" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-yw8fsTZ2nbE/Tr1yeAwDg4I/AAAAAAAAAQA/kZJAc2j2B3U/s1600/assos%252Cayval%25C4%25B1k%252Cbozcaada%2B145.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-yw8fsTZ2nbE/Tr1yeAwDg4I/AAAAAAAAAQA/kZJAc2j2B3U/s400/assos%252Cayval%25C4%25B1k%252Cbozcaada%2B145.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5673816965479891842" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-82Gp0M3mDy4/Tr1zMYxtmAI/AAAAAAAAAQM/NhWBHBfXzw8/s1600/assos%252Cayval%25C4%25B1k%252Cbozcaada%2B171.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-82Gp0M3mDy4/Tr1zMYxtmAI/AAAAAAAAAQM/NhWBHBfXzw8/s400/assos%252Cayval%25C4%25B1k%252Cbozcaada%2B171.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5673817762203277314" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yemekten sonra yine düştük yollara. Yolculuk Ayvalık Sarımsaklı plajındaki otelimize. Yolda Adatepe Zeytinyağı Müzesi (?) ve zeytinyağı alışverişi molasından sonra karanlık basarken otele varış. Küçük bir not: Sarımsaklı’da Kalif Otel’de kalmayın sakın. Yeterince temiz değil, odalardaki eşyalar çok eski ve yemekler çok kötü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-7WSdzh2fLYQ/Tr1z2nUSYiI/AAAAAAAAAQY/HMPxlZ5leYg/s1600/assos%252Cayval%25C4%25B1k%252Cbozcaada%2B199.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-7WSdzh2fLYQ/Tr1z2nUSYiI/AAAAAAAAAQY/HMPxlZ5leYg/s400/assos%252Cayval%25C4%25B1k%252Cbozcaada%2B199.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5673818487660896802" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzuuuun bir uykudan sonra ertesi gün yolculuk Bozcaada’ya. Yolda sonbahar manzaraları çok güzel. Tabii bu manzaralar bana biraz da “ah, vah” yaptırıyor. Arabayla gelseydik şurada dururduk, şurada fotoğraf molası verirdik, şurada da çay içerdik, diye uzuyor ah vahlar… Otobüs yolculuğunda rehberin sağ tarafınızda şu var, sol tarafınızda bu var gibi anlatıları sanal turdaymışım gibi hissettiriyor. Zaman kısıtlı olunca ancak bu kadar oluyor, turun “gerçek” olan kısımlarıyla yetinmek lazım. Bu arada, bir kez daha anladım ki, sonbahar en çok çınar ağacına yakışıyor. Son günlerde Yunus Emre’de de bol çınarlı sonbahar kareleri yakalamak mümkün, zaman bulup ofisten çıkabilene!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deniz de sakin, bizi üzmüyor ve Bozcaada’ya adım atıyoruz. Kaleyi gördüğüm an yıllar öncesinden küçük kareler canlanıyor belleğimde ama başka izler bulamıyorum. Ayazma plajı örneğin. Yıllar önce de gitmiş miydik acaba. Hiç hatırlamıyorum. Ama gitsek hatırlardım sanırım, ince kum düşkünü olan ben, bu kadar ince kumlu bir sahili unutabilir miyim acaba? Ardından rüzgâr enerjisi üreten tribünlere doğru yol alıyoruz. Modern rüzgârgülleri, eski yel değirmenleri kadar alımlı bence yeşillikler içinde. On yedi rüzgâr tribünü var adada ve bunların sadece biri adanın elektrik enerjisini karşılamak için yeterliymiş. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-UyMvs_My4H4/Tr100QtqnuI/AAAAAAAAAQk/FbErJzpx3Gs/s1600/assos%252Cayval%25C4%25B1k%252Cbozcaada%2B222.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-UyMvs_My4H4/Tr100QtqnuI/AAAAAAAAAQk/FbErJzpx3Gs/s400/assos%252Cayval%25C4%25B1k%252Cbozcaada%2B222.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5673819546745216738" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-m2CIvtS97Bc/Tr100nXQDcI/AAAAAAAAAQw/Y6rO05ECul4/s1600/assos%252Cayval%25C4%25B1k%252Cbozcaada%2B226.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-m2CIvtS97Bc/Tr100nXQDcI/AAAAAAAAAQw/Y6rO05ECul4/s400/assos%252Cayval%25C4%25B1k%252Cbozcaada%2B226.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5673819552825216450" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-DvKsL_U6o-I/Tr118OC_22I/AAAAAAAAARI/TaIoqTT5z40/s1600/assos%252Cayval%25C4%25B1k%252Cbozcaada%2B261.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-DvKsL_U6o-I/Tr118OC_22I/AAAAAAAAARI/TaIoqTT5z40/s400/assos%252Cayval%25C4%25B1k%252Cbozcaada%2B261.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5673820782979963746" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-vNd8yLfPqqU/Tr117v06oSI/AAAAAAAAAQ8/uBAHItSvIfE/s1600/assos%252Cayval%25C4%25B1k%252Cbozcaada%2B246.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 300px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-vNd8yLfPqqU/Tr117v06oSI/AAAAAAAAAQ8/uBAHItSvIfE/s400/assos%252Cayval%25C4%25B1k%252Cbozcaada%2B246.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5673820774867837218" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-GiTH4-KEJE8/Tr118sQ1GqI/AAAAAAAAARU/rUMJyXU1XOs/s1600/assos%252Cayval%25C4%25B1k%252Cbozcaada%2B270.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-GiTH4-KEJE8/Tr118sQ1GqI/AAAAAAAAARU/rUMJyXU1XOs/s400/assos%252Cayval%25C4%25B1k%252Cbozcaada%2B270.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5673820791091042978" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adanın çevresinde sanal bir tur attıktan sonra merkeze geliyoruz yeniden. Benim asıl sevdiğim kısma. Eski Rum mahalleleri, tek katlı beyaz evler, evlerin duvarlarına tırmanan begonviller, bazı pencerelerde sardunyalar. Saatlerce dolaşabilirim bu daracık sokaklarda, Venedik’te aynı sokaklarda hiç sıkılmadan, her seferinde başka bir ayrıntıyı keşfederek defalarca kez turladığım gibi… Bozcaada’da da Arnavut kaldırımlı sokaklarda her bir pencerede, her bir kapı kolunda, pencereden sokağı izleyen beyaz saçlı teyzelerde geçmişten bugüne ulaşan izler arayarak… İlk fırsatta Bozcaada’ya en az bir haftalık tatile gelmemiz lazım diye düşünerek ayrıldık adadan, şaraplarımızı alamadan…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-565tA4HpN1g/Tr15MYjpddI/AAAAAAAAASQ/NWGmxpM1bu4/s1600/assos%252Cayval%25C4%25B1k%252Cbozcaada%2B391.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 300px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-565tA4HpN1g/Tr15MYjpddI/AAAAAAAAASQ/NWGmxpM1bu4/s400/assos%252Cayval%25C4%25B1k%252Cbozcaada%2B391.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5673824359214052818" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-2e_iXKdmHWI/Tr15LyFAhFI/AAAAAAAAASE/Bz0n1r92_vw/s1600/assos%252Cayval%25C4%25B1k%252Cbozcaada%2B389.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-2e_iXKdmHWI/Tr15LyFAhFI/AAAAAAAAASE/Bz0n1r92_vw/s400/assos%252Cayval%25C4%25B1k%252Cbozcaada%2B389.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5673824348884993106" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-cz2F95rKNPY/Tr15MpU3imI/AAAAAAAAASc/UFdu25CUnqw/s1600/assos%252Cayval%25C4%25B1k%252Cbozcaada%2B416.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-cz2F95rKNPY/Tr15MpU3imI/AAAAAAAAASc/UFdu25CUnqw/s400/assos%252Cayval%25C4%25B1k%252Cbozcaada%2B416.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5673824363715463778" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-9bb5wkTMTOI/Tr13jWKuniI/AAAAAAAAARs/fRcIcEliWf8/s1600/assos%252Cayval%25C4%25B1k%252Cbozcaada%2B331.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-9bb5wkTMTOI/Tr13jWKuniI/AAAAAAAAARs/fRcIcEliWf8/s400/assos%252Cayval%25C4%25B1k%252Cbozcaada%2B331.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5673822554686397986" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/--NzaW3Fwec8/Tr13i5CIbiI/AAAAAAAAARg/_FY5XnhtPig/s1600/assos%252Cayval%25C4%25B1k%252Cbozcaada%2B283.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://3.bp.blogspot.com/--NzaW3Fwec8/Tr13i5CIbiI/AAAAAAAAARg/_FY5XnhtPig/s400/assos%252Cayval%25C4%25B1k%252Cbozcaada%2B283.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5673822546865712674" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-wQnu15MF-RM/Tr13joHUR8I/AAAAAAAAAR4/KQfYx_PrvHI/s1600/assos%252Cayval%25C4%25B1k%252Cbozcaada%2B359.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-wQnu15MF-RM/Tr13joHUR8I/AAAAAAAAAR4/KQfYx_PrvHI/s400/assos%252Cayval%25C4%25B1k%252Cbozcaada%2B359.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5673822559503927234" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gece Cunda’da birkaç saat geçirdik bu güzel adanın hem gece hem de gündüzünü yaşamak diye düşünerek. Sahil boyunca biraz yürüdükten sonra rengârenk tahta sandalyeli şirin bir şarap evinde kötü seçim yaparak lezzetsiz şaraplarımızı yudumladık. Canımız sağ olsun, bazen ortamın güzelliğiyle yetinmek lazım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-vwZRa4Zrh4o/Tr16OLxh53I/AAAAAAAAASo/lDVqAZ3K9rE/s1600/assos%252Cayval%25C4%25B1k%252Cbozcaada%2B438.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-vwZRa4Zrh4o/Tr16OLxh53I/AAAAAAAAASo/lDVqAZ3K9rE/s400/assos%252Cayval%25C4%25B1k%252Cbozcaada%2B438.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5673825489653983090" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-zpeZA84riCE/Tr16OVx6bwI/AAAAAAAAAS0/SBfeLe3om3g/s1600/assos%252Cayval%25C4%25B1k%252Cbozcaada%2B444.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-zpeZA84riCE/Tr16OVx6bwI/AAAAAAAAAS0/SBfeLe3om3g/s400/assos%252Cayval%25C4%25B1k%252Cbozcaada%2B444.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5673825492339945218" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seyahatin son gününe Şeytan Sofrası ile başladık ve oradan ayrılmayı hiiiiç istemedik. Hava günlük güneşlik, deniz ışıl ışıl, etraf yemyeşil ve çay mis gibi. Güzel bir havada saatlerce oturulabilir seyretmek, düşünmek, hissetmek için… Tabii sakin bir zamanını yakalamak için bizim gibi sonbahar sonunda güzel bir hava yakalayabilmek gerekir muhtemelen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-rAZorkPr5Fk/Tr18HKS5xUI/AAAAAAAAATM/-TWYuuUfiN0/s1600/assos%252Cayval%25C4%25B1k%252Cbozcaada%2B481.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-rAZorkPr5Fk/Tr18HKS5xUI/AAAAAAAAATM/-TWYuuUfiN0/s400/assos%252Cayval%25C4%25B1k%252Cbozcaada%2B481.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5673827568021259586" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-ib0pfRYWFXA/Tr18GhsQwvI/AAAAAAAAATA/_NMqRmOoKk4/s1600/assos%252Cayval%25C4%25B1k%252Cbozcaada%2B472.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-ib0pfRYWFXA/Tr18GhsQwvI/AAAAAAAAATA/_NMqRmOoKk4/s400/assos%252Cayval%25C4%25B1k%252Cbozcaada%2B472.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5673827557121770226" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-oJgZhB2hR2c/Tr18HsDMiVI/AAAAAAAAATY/JXs2C2XSmXo/s1600/assos%252Cayval%25C4%25B1k%252Cbozcaada%2B492.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-oJgZhB2hR2c/Tr18HsDMiVI/AAAAAAAAATY/JXs2C2XSmXo/s400/assos%252Cayval%25C4%25B1k%252Cbozcaada%2B492.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5673827577082186066" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra yine Cunda… Bu kez gündüz gözüyle… Yine eski beyaz evler, sardunyalar ve begonviller, Aşıklar Tepesi, yel değirmeni… Öğle yemeğinde zaman darlığından dolayı rakısız balık… Tekrar gelmek lazım buralara, ama yine bir sonbaharda, bayram tatiline denk gelmeyen bir sonbaharda, sakin bir zamanda, turist gibi sokaklarda dolaşmak için değil, oraya ait olabilmek, bir adada kaybolabilmek için… Yine gelmek lazım…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-pgouSxZWB9o/Tr19VxaaRXI/AAAAAAAAAT0/WTCUhDzSILI/s1600/assos%252Cayval%25C4%25B1k%252Cbozcaada%2B595.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 300px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-pgouSxZWB9o/Tr19VxaaRXI/AAAAAAAAAT0/WTCUhDzSILI/s400/assos%252Cayval%25C4%25B1k%252Cbozcaada%2B595.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5673828918551528818" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-IfNSdAH_vt0/Tr19VVRsFEI/AAAAAAAAATk/ruHgm9yAWCY/s1600/assos%252Cayval%25C4%25B1k%252Cbozcaada%2B582.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-IfNSdAH_vt0/Tr19VVRsFEI/AAAAAAAAATk/ruHgm9yAWCY/s400/assos%252Cayval%25C4%25B1k%252Cbozcaada%2B582.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5673828910998754370" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-_JUDhRkcD9k/Tr19WwTuVYI/AAAAAAAAAT8/WGyBWX83pMo/s1600/assos%252Cayval%25C4%25B1k%252Cbozcaada%2B610.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-_JUDhRkcD9k/Tr19WwTuVYI/AAAAAAAAAT8/WGyBWX83pMo/s400/assos%252Cayval%25C4%25B1k%252Cbozcaada%2B610.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5673828935434917250" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve yolculuk sona erer...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-TlUbKIFEvzc/Tr192ZduTOI/AAAAAAAAAUI/6lybZ-SDS10/s1600/assos%252Cayval%25C4%25B1k%252Cbozcaada%2B631.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-TlUbKIFEvzc/Tr192ZduTOI/AAAAAAAAAUI/6lybZ-SDS10/s400/assos%252Cayval%25C4%25B1k%252Cbozcaada%2B631.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5673829479058656482" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4570186596743279520-2842049605952748423?l=volgayilmaz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/feeds/2842049605952748423/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4570186596743279520&amp;postID=2842049605952748423' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/2842049605952748423'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/2842049605952748423'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/2011/11/toscanada-karsladgmz-sonbahar-egede.html' title='Toscana’da karşıladığımız sonbaharı Ege’de uğurladık'/><author><name>Volga</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02810436791325043581</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/-Va18NhKcVpM/TusJzsh7EhI/AAAAAAAAAVY/9TmYbS5AjuA/s220/387968_10150414726533857_704443856_8665000_164198792_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-LBpGNRFKsVg/Tr1uu-Klb1I/AAAAAAAAAPQ/W-3NcZcKHzw/s72-c/assos%252Cayval%25C4%25B1k%252Cbozcaada%2B059.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4570186596743279520.post-5881471202131278161</id><published>2011-10-29T13:23:00.006+02:00</published><updated>2011-10-29T13:37:06.515+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Eskişehir kültür-sanat'/><title type='text'></title><content type='html'>Bir yerlerde yaşamlar sona ererken ve zorlaşırken biz bir şekilde yaşamımıza devam ediyoruz. Her zaman olduğu gibi... Her küresel, ulusal veya kişisel acıdan sonra olduğu gibi... İşte şu sıralar yaşamımıza biraz renk katanlar:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-_zHjM3g7LHA/TqvioR-LDvI/AAAAAAAAAOs/Z3EAWxApVX0/s1600/kesanli-ali-destani-eskseh-2.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 260px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-_zHjM3g7LHA/TqvioR-LDvI/AAAAAAAAAOs/Z3EAWxApVX0/s400/kesanli-ali-destani-eskseh-2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5668873737622720242" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Keşanlı Ali Destanı, Eskişehir Şehir Tiyatroları'nda. Sezonun yeni oyunu...&lt;br /&gt;Fotoğrafın kaynağı www.tiyatronline.com&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-13qdouCrxs8/TqvjA_NPy4I/AAAAAAAAAO4/MJjp6oXAB8I/s1600/acikaile.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 92px; height: 133px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-13qdouCrxs8/TqvjA_NPy4I/AAAAAAAAAO4/MJjp6oXAB8I/s400/acikaile.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5668874162082401154" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yine Şehir Tiyatroları'ndan Açık Aile...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-mcbFeTVWUU4/Tqvj6D9p6LI/AAAAAAAAAPE/h9enkx_Xpaw/s1600/Behzat%2BC.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 117px; height: 167px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-mcbFeTVWUU4/Tqvj6D9p6LI/AAAAAAAAAPE/h9enkx_Xpaw/s400/Behzat%2BC.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5668875142611724466" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Behzat Ç. vizyonda... "Son Hafriyat"ı aratmayacak bir beyazperde uyarlamasıyla...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4570186596743279520-5881471202131278161?l=volgayilmaz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/feeds/5881471202131278161/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4570186596743279520&amp;postID=5881471202131278161' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/5881471202131278161'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/5881471202131278161'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/2011/10/bir-yerlerde-yasamlar-sona-ererken-ve.html' title=''/><author><name>Volga</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02810436791325043581</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/-Va18NhKcVpM/TusJzsh7EhI/AAAAAAAAAVY/9TmYbS5AjuA/s220/387968_10150414726533857_704443856_8665000_164198792_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-_zHjM3g7LHA/TqvioR-LDvI/AAAAAAAAAOs/Z3EAWxApVX0/s72-c/kesanli-ali-destani-eskseh-2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4570186596743279520.post-4215409835691083045</id><published>2011-10-26T21:04:00.004+02:00</published><updated>2011-10-26T21:10:05.504+02:00</updated><title type='text'>DEPREM</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-h2WbKCaGCRI/TqhZzqXy5BI/AAAAAAAAAOc/dOo1x0ja8mI/s1600/earthquake_712585.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 307px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-h2WbKCaGCRI/TqhZzqXy5BI/AAAAAAAAAOc/dOo1x0ja8mI/s400/earthquake_712585.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5667878875128062994" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deprem, kayıplar, ihmaller, faşizan söylemler, dağıtılamayan yardımlar, üşüyen çocuklar, çadırsız insanlar... Aslolan hayatta kalmak, sadece var olmak, insan olmak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: Karikatür için bkz. &lt;a href="http://fr.toonpool.com/cartoons/EARTHQUAKE..._71258"&gt;http://fr.toonpool.com/cartoons/EARTHQUAKE..._71258&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4570186596743279520-4215409835691083045?l=volgayilmaz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/feeds/4215409835691083045/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4570186596743279520&amp;postID=4215409835691083045' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/4215409835691083045'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/4215409835691083045'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/2011/10/deprem.html' title='DEPREM'/><author><name>Volga</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02810436791325043581</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/-Va18NhKcVpM/TusJzsh7EhI/AAAAAAAAAVY/9TmYbS5AjuA/s220/387968_10150414726533857_704443856_8665000_164198792_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-h2WbKCaGCRI/TqhZzqXy5BI/AAAAAAAAAOc/dOo1x0ja8mI/s72-c/earthquake_712585.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4570186596743279520.post-436715905334040966</id><published>2011-10-19T08:47:00.005+02:00</published><updated>2011-10-19T20:00:44.858+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Okuyamıyorum'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Okuyorum'/><title type='text'>Okuyamadıklarım</title><content type='html'>Yiğit Bener'in iki romanı vardı: Eksik Taşlar ve Kırılma Noktası. Özellikle Eksik Taşlar'la aramda farklı bir bağ vardır. Baba-oğul ilişkisiyle başlayıp, geçmişin sorgulanmasına doğru yol alan bu öykü en sevdiğim romanlardan biridir. Biraz da Oya Baydar tadındadır benim için... Sıcak Külleri Kaldı ve Erguvan Kapısı tadında, onlar kadar politik değil belki ama aynı izler peşinde sanki...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yiğit Bener ve Oya Baydar en sevdiğim Türk romancılar arasında ilk dörtte yer alır. Diğerleri de Elif Şafak ve Ahmet Ümit. Bu ilk dört arasında ayrım, sıralama yapamam zaten. Hepsi çok özeldir; hepsinin de yeni romanları heyecanla beklenir. (Evet, öykü de yazıyorlar ma benim öykülerle aram pek iyi değildir. Ben süreğenliği, alışkanlığı, bağımlılığı tercih ediyorum; bu yüzden, hemencecik biten öyküler yerine, bir süre içine dahil olabileceğim, okumaları belli bir ritüele dönüşen, işlerim bitse de kitabıma dönebilsem dedirten romanları seviyorum.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-Leb84vjPcrw/Tp8QB_q0A3I/AAAAAAAAAOA/ayWFwn8-BYI/s1600/heyulanin-donusu-onkapak.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 250px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-Leb84vjPcrw/Tp8QB_q0A3I/AAAAAAAAAOA/ayWFwn8-BYI/s400/heyulanin-donusu-onkapak.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5665264482712290162" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama gelin görün ki, çok sevdiğim bu iki yazarın son romanlarını okuyamıyorum. Çöplüğün Generali'ni de, Heyulanın Dönüşü'nü de heyecanla aldım çıkar çıkmaz. Çöplüğün Generali'ne defalarca baştan başlamama rağmen hala bitiremedim, Heyulanın Dönüşü'nde de kitabı günler önce almış olmama rağmen henüz yirminci sayfadayım. Gerçek(çi)lik duygusundan uzaklaştıkça kitaplar okun(a)maz, filmler izlen(e)mez oluyor benim için. "Soyut düşünmeyi pek başaramıyorsun," der sevgilim bana hep; belki de o yüzden gerçeklikten uzaklaşıp için içine fantastikler girmeye başladığında kitapla, filmle bağlarım kopuyor; kitabın, filmin içindeki bağları da takip etmemek için direniyorum sanki. Örneğin, çevremdeki herkesin büyük bir aşkla önermesine rağmen İhsan Oktay Anar da, muhtemelen az önce bahsettiğim nedenle, okuyamadığım yazarlardan biridir.   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-z0oVfjpB-uU/Tp8QCJspNPI/AAAAAAAAAOI/S4g30QvDctA/s1600/090828%25C3%25A7%25C3%25B6pl%25C3%25BC%25C4%259F%25C3%25BCn%2Bgenerali%2Bkapak.widec.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 291px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-z0oVfjpB-uU/Tp8QCJspNPI/AAAAAAAAAOI/S4g30QvDctA/s400/090828%25C3%25A7%25C3%25B6pl%25C3%25BC%25C4%259F%25C3%25BCn%2Bgenerali%2Bkapak.widec.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5665264485404325106" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine de en azından iyi bir Türk yazını okuyucusu olduğum iddiamı sürdürmek için ısrar edip Çöplüğün Generali, Heyulanın Dönüşü ve Suskunlar'ı okuyacağım...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4570186596743279520-436715905334040966?l=volgayilmaz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/feeds/436715905334040966/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4570186596743279520&amp;postID=436715905334040966' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/436715905334040966'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/436715905334040966'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/2011/10/yigit-benerin-iki-roman-vard-eksik.html' title='Okuyamadıklarım'/><author><name>Volga</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02810436791325043581</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/-Va18NhKcVpM/TusJzsh7EhI/AAAAAAAAAVY/9TmYbS5AjuA/s220/387968_10150414726533857_704443856_8665000_164198792_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-Leb84vjPcrw/Tp8QB_q0A3I/AAAAAAAAAOA/ayWFwn8-BYI/s72-c/heyulanin-donusu-onkapak.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4570186596743279520.post-3248949490648463317</id><published>2011-10-03T19:42:00.007+02:00</published><updated>2011-10-06T11:30:47.562+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kültür-sanat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Eskişehir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hastalıkta-sağlıkta'/><title type='text'>Kısa Kısa...</title><content type='html'>Geçen hafta FMF atağım vardı yine. Perşembe ve Cuma pek kendimde değildim. Neyse, 48 saat sonra hafiflemeye başladı, ben de normal hayata döndüm biraz. (FMF'e aşina olmayanlar &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Ailevi_Akdeniz_Ate%C5%9Fi"&gt;tıklayınız&lt;/a&gt;!) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-EIKmLAbsfNI/Ton2V9d-ufI/AAAAAAAAANg/M1iNZbOvSj8/s1600/Cartoon-Fever.png"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 231px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-EIKmLAbsfNI/Ton2V9d-ufI/AAAAAAAAANg/M1iNZbOvSj8/s400/Cartoon-Fever.png" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5659325263905733106" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ağrılar azalıp ateş düşünce Cumatesi dışarı attık kendimizi. Eskişehir Büyükşehir Senfoni Orkestrası İdil Biret'le açtı sezonu. Ben kış aylarını pek sevmeyenlerdenim. Ama en azından dinletiler ve oyunlar biraz daha sevilebilir yapıyor soğuk ve karanlık kış aylarını.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-8f_Y6IStgmI/Ton3zKYL5KI/AAAAAAAAANo/9Ns2Xap9fLU/s1600/konser_senfoni_idil.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 266px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-8f_Y6IStgmI/Ton3zKYL5KI/AAAAAAAAANo/9Ns2Xap9fLU/s400/konser_senfoni_idil.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5659326865098925218" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve akşam da bir açık hava dinletisi: Zülfü Livaneli. Çocukluğumdan beri dinlerim ve severim Livaneli'yi. İlk olarak Ankara'da Anıtpark'ta dinleme fırsatım olmuştu, bu da ikincisiydi. İkisi de muhteşemdi. Fotoğraflar pek iyi değil ama elimizdeki bu ne yazık ki.   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-pqEspM7KBps/Ton5n29dI4I/AAAAAAAAANw/dw-s0RT7VSQ/s1600/005.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-pqEspM7KBps/Ton5n29dI4I/AAAAAAAAANw/dw-s0RT7VSQ/s400/005.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5659328869931230082" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-ojkCV6NNpaM/Ton5n01LAQI/AAAAAAAAAN4/YrFIWbEwEUQ/s1600/012.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-ojkCV6NNpaM/Ton5n01LAQI/AAAAAAAAAN4/YrFIWbEwEUQ/s400/012.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5659328869359616258" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4570186596743279520-3248949490648463317?l=volgayilmaz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/feeds/3248949490648463317/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4570186596743279520&amp;postID=3248949490648463317' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/3248949490648463317'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/3248949490648463317'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/2011/10/ksa-ksa.html' title='Kısa Kısa...'/><author><name>Volga</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02810436791325043581</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/-Va18NhKcVpM/TusJzsh7EhI/AAAAAAAAAVY/9TmYbS5AjuA/s220/387968_10150414726533857_704443856_8665000_164198792_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-EIKmLAbsfNI/Ton2V9d-ufI/AAAAAAAAANg/M1iNZbOvSj8/s72-c/Cartoon-Fever.png' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4570186596743279520.post-3619370947727785128</id><published>2011-09-30T17:30:00.004+02:00</published><updated>2011-10-06T11:21:50.183+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tatil'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gezi'/><title type='text'>Bir Pazar... Ani bir karar... İstikamet Bozcaarmut...</title><content type='html'>Blog yazılarına gezilerle dönüş yapmışken bir de yakın çevre gezisinden bahsedeyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz geç karar verdik yola çıkmaya. Saat 12’yi geçiyordu, rotamızı da bilmiyorduk, gittiğimizde neler yapabileceğimizi, görebileceğimizi de… Sadece bir süredir adını duyuyorduk Bilecik’in Pazaryeri ilçesinde Bozcaarmut diye bir yer… Hemen bilgisayarı açtık, rotamıza baktık; piknik sepetine çay malzemelerimizi atıp yola koyulduk. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk durağımız Bozüyük, Eskişehir’e yaklaşık 50 km. Biz Bursa yolu üzerinde oturduğumuz için bize 40 km falandır herhalde… Piknik sepetinde kamp tüpü, çaydanlık-demlik, çay, bardaklar vs. hazır ama çayın yanında ne yiyeceğiz? Küçük bir fırından şirin bir teyzeden gözlemeler aldık. (Ama şirin teyzenin peynirli ve patatesli gözlemelerinin içinde peynir ve patates bulabilene aşk olsun! Bu yüzden en iyisi böyle şeyleri önceden planlayıp evde hazırlamak aslında!) Bu arada, Bozüyük’te yıllar sonra ilk kez halka tatlı yedim, tazecikti. Nasıl da özlemişim! Tarsus’ta yaşarken çok yerdim. Hatta anneannemin bir komşusu bu tatlılardan yapıp seyyar arabasıyla satardı. O amca anneannemin evinin önünden her geçişinde halka tatlımı alırdım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, tatlımızı yiyip gözlemelerimizi aldıktan sonra yeniden düştük yola. Hedefimiz Pazaryeri, sonra Bozcaarmut köyü. Bozüyük’ü çıktıktan yaklaşık 15 km. sonra Pazaryeri dönüşü var. Pazaryeri yolun solunda ama dönüş sağdan, köprünün altından geçip sola geçiyorsunuz. Yol boyunca uzun uzun ahşap direkler arasında ipler sarkıyor yukarıdan. Belli ki iplere sarılan bitkiler varmış önceleri ama şimdi yok veya kurumuşlar. Bir türlü çözemedik ne olduklarını, nasıl olsa öğreniriz deyip yola devam ettik. Yola geç çıktığımız için Pazaryeri’nde oyalanmadan ilçeyi geçip Bozcaarmut yoluna devam ettik. Her yerde fasulye ekili. Fasulyeler çok düzenli çizgiler halinde sıralanmış ve sırıklara sarılmış halde. Bahçelerin birinde orta yaşlı bir çift görünce durup biraz muhabbet ediyoruz ve bir-iki kilo fasulye almak istediğimizi söylüyoruz. “Kendiniz toplayın istediğiniz gibi,” diyorlar bize. Kendimizi boyumuzdan uzun fasulye sırıklarının arasında buluyoruz. O da güzelmiş, bu da güzelmiş derken kocaman bir çanta fasulyemiz oluyor. Bu arada yol boyunca gördüğümüz iplere sarılı bitkinin şerbetçiotu olduğunu öğreniyoruz, sadece adını duyduğum, ne işe yaradığına dair hiçbir fikrim olmayan bir şey. Meğer bira yapımında ve ilaç yapımında kullanılıyormuş. Biraz araştırıp asıl mevsiminde gidip incelemek lazım belki de. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fasulye tarlasının sahibi amca bize Bozcaarmut’tan önce Küçükelmalı Köyü’ne uğramamızı, hatta buradaki mesire yerinde piknik yapıp sonra Bozcaarmut’a geçmemizi öneriyor. Yanlış öneri, sakın dikkate almayın! Biz denedik, pişman olduk! Hem de günlerden Pazar! Küçükelmalı küçücük baraj gölüne bakan ormanlık bir tepe üzerine kurulu mesire yeri, çok kalabalık, kirli… Üstelik biz gittiğimizde bilmem ne fabrikası personelinin pikniği varmış, personele şenlik olsun diye bir de animatör tipli bir adam getirmişler. Adam elinde mikrofon aklına ne gelirse söylüyor, şarkı, türkü, mani… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küçükelmalı’nın yanlış tercih olduğunu Bozcaarmut’a gittikten sonra daha iyi anlıyoruz. Bozcaarmut, Küçükelmalı Köyü’nden 7-8 km sonra. Yolda küçük bir levha dikkatinizi çekebilir: Bursa 74 km. Biraz zamanımız olsaydı Bursa’yı bir kez daha tavaf edip İnegöl’de köfte yiyip dönebilirdik eve. Neyse, konuyu dağıtmayalım, Bozcaarmut köyünün içinden geçip yine küçük bir baraj gölüne ulaşıyoruz. Bu arada, köyün önünden geçerken eski ahşap evler ve evlerin penceresindeki sardunyalar dikkatinizi çekecektir mutlaka. Baraj gölünün çevresi ormanla kaplı, birkaç aile var piknik yapan, birkaç kişi de balık tutan. Yemyeşil, sakin, ışıl ışıl… Gölün hemen kıyısından başlayan ormanın göle yansıması harika bir görüntü oluşturuyor. Evet, bizim hedefimiz burasıydı aslında… Ama yolda o kadar oyalandıktan sonra ancak yarım saat kalabiliyoruz burada. Yola düşmek lazım, hava kararıyor. Göl kıyısında, orman içinde kamp yapma hayalleri kurarak ayrıldık Bozcaarmut’tan… En kısa sürede bir kez daha gelmeyi dileyerek… Oysa gezip görecek, yapacak o kadar çok şey var ki bu küçük köye bir daha ne zaman yolumuz düşer bilmiyorum…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-ohOAU4EJUHg/ToXisX1wL8I/AAAAAAAAANQ/cBY3VzulzHc/s1600/eyl%25C3%25BCl-kar%25C4%25B1%25C5%259F%25C4%25B1k%2B165.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-ohOAU4EJUHg/ToXisX1wL8I/AAAAAAAAANQ/cBY3VzulzHc/s400/eyl%25C3%25BCl-kar%25C4%25B1%25C5%259F%25C4%25B1k%2B165.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5658177758802489282" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-x07ILQcmdEg/ToXisk-mFZI/AAAAAAAAANY/v3b7xCgdqq0/s1600/eyl%25C3%25BCl-kar%25C4%25B1%25C5%259F%25C4%25B1k%2B180.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-x07ILQcmdEg/ToXisk-mFZI/AAAAAAAAANY/v3b7xCgdqq0/s400/eyl%25C3%25BCl-kar%25C4%25B1%25C5%259F%25C4%25B1k%2B180.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5658177762329236882" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4570186596743279520-3619370947727785128?l=volgayilmaz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/feeds/3619370947727785128/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4570186596743279520&amp;postID=3619370947727785128' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/3619370947727785128'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/3619370947727785128'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/2011/09/bir-pazar-ani-bir-karar-istikamet.html' title='Bir Pazar... Ani bir karar... İstikamet Bozcaarmut...'/><author><name>Volga</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02810436791325043581</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/-Va18NhKcVpM/TusJzsh7EhI/AAAAAAAAAVY/9TmYbS5AjuA/s220/387968_10150414726533857_704443856_8665000_164198792_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-ohOAU4EJUHg/ToXisX1wL8I/AAAAAAAAANQ/cBY3VzulzHc/s72-c/eyl%25C3%25BCl-kar%25C4%25B1%25C5%259F%25C4%25B1k%2B165.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4570186596743279520.post-3301903267945373413</id><published>2011-09-30T16:20:00.014+02:00</published><updated>2011-10-19T08:45:58.872+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Okuyorum'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gezi'/><title type='text'>Venedik: Kanallar ve Köprüler Kenti… Bir de Sardunyalar…</title><content type='html'>Venedik’te dört gün… Venedik tam bir su kenti. Adriyatik Denizi kıyısında, kanallar arasında sevimli bir kent. Bu kadar turist çekmediği ve dolayısıyla daha az kalabalık olduğu bir dönemde gitseydim daha çok sevecektim belki de… Yani Venedik’le ilgili ilk öneri yazın yoğun turizm sezonunda gitmeyin! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-bN30uuiBiw4/ToXTWdaY-5I/AAAAAAAAAMQ/io3TnPbAe3E/s1600/venedikk%2B2%2B037.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-bN30uuiBiw4/ToXTWdaY-5I/AAAAAAAAAMQ/io3TnPbAe3E/s400/venedikk%2B2%2B037.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5658160889666796434" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Venedik’ta her yer su, her yer tarih, her yer çiçek… Başlangıçta harita okuyarak şehirde dolaşmak zor olabiliyor, kanallar ve köprüler birbirine karışabiliyor ama biraz alıştıktan sonra elinizle koymuş gibi buluyorsunuz her aradığınızı. Yürüyerek dolaşmak inanılmaz zevkli… Her an karşınıza bir su kanalı, köprü veya küçük bir meydan “campo” çıkabilir. Suyun bu kadar insan hayatına dahil olduğu başka bir kent görmedim sanırım. Adaya motorlu taşıt giremediği için her tür taşımacılık kanallarda motorlu ve motorsuz deniz taşıtlarıyla yapılıyor. Gondollar her ne kadar yoğun olarak turistik amaçlarla kullanılsa da hala insanların evlerine ulaşmak için kullandığı bir deniz taşıtıymış. Bir de gondolcular çok zenginmiş Venedik’te, oteldeki resepsiyon görevlisi öyle dedi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-lzUvUAZyDM4/ToXUo-_DEdI/AAAAAAAAAMY/UNHoPKPHU4A/s1600/FLORANSA%252BVENEZ%25C4%25B0A%2B604.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-lzUvUAZyDM4/ToXUo-_DEdI/AAAAAAAAAMY/UNHoPKPHU4A/s400/FLORANSA%252BVENEZ%25C4%25B0A%2B604.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5658162307428192722" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adayı ikiye ayıran Büyük Kanal (Canal Grande) üzerinde dört köprü var: Ponte Rialto, Ponte degli Scalzi, Ponte dell'Accademia ve en yeni köprü, 2007’de kurulan Ponte della Costituzione… Aslında kente ilk girdiğinizde bu köprüyle karşılaşıyorsunuz. Otobüs terminallerinin, tren istasyonunun ve birçok vaporetto istasyonunun bulunduğu noktada yer alıyor. Modern tasarımıyla diğer köprülerden hemen ayırt edilebiliyor. Venedik’te ada içinde ve diğer adalarla ulaşım vaporetto’larla ve kanal taksilerle sağlanıyor. Büyük Kanal üzerinde her türlü deniz taşıtı görebiliyorsunuz. Ponte Rialto en ilginç köprülerden biri, Kanal üzerindeki ilk köprüymüş zaten. Üzerinde küçük küçük mağazalar var. Biraz çalışırsanız köprünün çok güzel fotoğraflarını çekebilirsiniz. Piazzale Roma’dan çıkıp kentin ünlü meydanı San Marco’yu bulma arayışımızda karşımıza çıkıyor Ponte dell'Accademia. Modern ahşap bir köprü. Vaporetto’larla Büyük Kanal gezintisi yapmak çok zevkli, vaporetto’da dışarıda oturacak yer bulabilirseniz harika!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-f9Lrb_NBBQg/ToXVytrsvkI/AAAAAAAAAMg/TRSJQZ2zP3g/s1600/venedikk%2B2%2B529.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-f9Lrb_NBBQg/ToXVytrsvkI/AAAAAAAAAMg/TRSJQZ2zP3g/s400/venedikk%2B2%2B529.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5658163574093954626" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Ponte Rialto&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;San Marco meydanına birkaç kez yolumuz düştü. Her seferinde insanlarla dolu, capcanlı… Çevresi şık mağazalarla dolu, meydanda her an canlı müzik dinleyebileceğiniz kafeler… Bütün rehber kitaplar alışveriş yapmak için San Marco civarından uzaklaşmanızı öneriyor. Aslında her an her yerde “turistik” alışveriş yapabileceğiniz küçük tezgâhlarla, dükkanlarla, mağazalarla karşılaşabilirsiniz adada. Ama satılanların çoğu Çin malı maskeler ve cam ürünler. Son gün adadan ayrılmadan hemen önce küçük bir dükkan bulup alabiliyoruz istediklerimizi. Aldığımız maskeler ne yazık ki maske işlevi için değil, evde duvara asılmak üzere seramik maskeler. Maske işlevi için kullanılacak kağıt maskeler tamamen el yapımı ve pahalı. Almaya değer olanlar 50 eurodan başlayıp binlerce euroya çıkabiliyor. Biz de seramik maskeler ve magnetlerle yetindik… Bu seferlik…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-2WphjCW7Css/ToXXPY8PDlI/AAAAAAAAAMo/aj4yDa8UIR4/s1600/FLORANSA%252BVENEZ%25C4%25B0A%2B425.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 300px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-2WphjCW7Css/ToXXPY8PDlI/AAAAAAAAAMo/aj4yDa8UIR4/s400/FLORANSA%252BVENEZ%25C4%25B0A%2B425.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5658165166254001746" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;San Marco&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Venedik’ten diğer adalara vaporetto seferleri var sık sık. Biz bir öğleden sonraya Murano ve Lido gezileri sığdırdık. Murano adası cam yapımıyla ünlü. Yıllar önce Venedik’te yangın çıkınca tüm cam atölyeleri Murano’ya taşınmış. Burası da küçük bir Venedik kopyası, büyük kanal ve diğer küçüklerden oluşan bir ada… Yine gondollar ve sardunyalar… Özgün cam tasarımlar bulabileceğiniz birçok mağazanın yanı sıra Çin malı birkaç euroluk cam ürünler bulabileceğiniz birçok mağaza var. Çin malı ürünleri diğerlerinden ayırt etmekte çok zorlanmıyorsunuz. Çin malı satılan yerlerde hemen hemen hep aynı tasarımlar, ürünler varken diğerlerinde tamamen özgün tasarımlar yer alıyor. Biraz daha zaman geçirsek cam işiyle uğraşan her bir ailenin tarzını ayırt edebileceğiz neredeyse. Örneğin Klimmt resimlerinden cam eşyalar yapan bir yer vardı, bayıldım. Tabii ki hepsi çok pahalı olduğu için biz yine bir-iki magnet, şişe kapağı alarak ayrılıyoruz adadan. Sonraki adamız Lido. Lido Venedik ve Murano’dan çok farklı. Diğer adalardaki tarihi binaların, sarayların yerini burada modern villalar, kafeler, beach parklar alıyor. Motorlu taşıtlar da var adada, bir, iki veya dört kişilik bisikletler de. Lido aynı zamanda Venedik Bienali’nin mekanı. Hiçbir ünlüye denk gelmesek de bienalin kırmızı halısının fotoğrafını çektik en azından :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-a8Gv9Km-INQ/ToXYOC21DbI/AAAAAAAAAMw/eG7jG0Lj8oU/s1600/venedikk%2B2%2B155.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-a8Gv9Km-INQ/ToXYOC21DbI/AAAAAAAAAMw/eG7jG0Lj8oU/s400/venedikk%2B2%2B155.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5658166242657504690" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Murano&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son olarak, Mestre’den bahsedebiliriz. Mestre Venedik’in anakarada kalan kısmı. Venedik ve Mestre arasında Ponte della Libertà var, hem karayolu hem de demiryolu ulaşımı için kullanılan uzun bir köprü. Venedik’teki oteller biraz pahalı olunca biz Mestre’de kaldık. İyi ki de kalmışız. İtalya’da gerçek yaşama biraz daha dahil olma olanağı bulduk. Adada yaşam tamamen turizm üzerine kurulu olduğu için, orada yaşayan insanların nasıl yaşadığını, neler yaptığını gözleme olanağı daha sınırlı. Oysa Mestre’de gerçek bir yaşam akıyor. İnsanlar bisikletle işe gidiyor, marketlerden alışveriş yapıyor, pazara gidiyor. Mestre pazarı, Çarşamba ve Cuma günleri öğlen 1’e kadar açık. Sebze-meyve, peynir, et, ayakkabı-giysi, oyuncak, züccaciye, ne ararsanız var… Mestre tren istasyonunun hemen karşısında Soul Kitchen adında bir restoran var. Öncelikle, İtalya’da kablosuz Internet bağlantısı bulabildiğimiz ender yerlerden biri olduğu için sevdik. Her gün Venedik dönüşü Soul Kitchen’a uğrayıp spritz ve cappuccino içince bizim mekân oldu Soul Kitchen. Pek bir sevdik… Mutlu mesut ayrıldık Venedik’ten…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-PHI5kQRNnLI/ToXZSUbz1kI/AAAAAAAAAM4/I2VJFM2e5tg/s1600/FLORANSA%252BVENEZ%25C4%25B0A%2B473.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-PHI5kQRNnLI/ToXZSUbz1kI/AAAAAAAAAM4/I2VJFM2e5tg/s400/FLORANSA%252BVENEZ%25C4%25B0A%2B473.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5658167415607121474" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Spritz&amp;Cappuccino&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de Venedik'te Bin Gün'ü okuyorum şimdi. Aslında Venedik'e gitmeden önce okusam daha iyi olurmuş ama şimdi de fena olmuyor. Yoğun edebi içerikli bir kitap değil, yatmadan önce okunacak keyifli kitaplardan. Ama çevirisi son dönemlerde rastladığım gayet başarılı çevirilerden. Çevirmeni Aslı Özarpacı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-JfikuUNGNQI/ToXZzEuwf4I/AAAAAAAAANA/YJcd0h0_peU/s1600/venedik-te-bin-gun20110721144840.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 240px; height: 355px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-JfikuUNGNQI/ToXZzEuwf4I/AAAAAAAAANA/YJcd0h0_peU/s400/venedik-te-bin-gun20110721144840.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5658167978327310210" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4570186596743279520-3301903267945373413?l=volgayilmaz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/feeds/3301903267945373413/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4570186596743279520&amp;postID=3301903267945373413' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/3301903267945373413'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/3301903267945373413'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/2011/09/venedik-kanallar-ve-kopruler-kenti-bir.html' title='Venedik: Kanallar ve Köprüler Kenti… Bir de Sardunyalar…'/><author><name>Volga</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02810436791325043581</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/-Va18NhKcVpM/TusJzsh7EhI/AAAAAAAAAVY/9TmYbS5AjuA/s220/387968_10150414726533857_704443856_8665000_164198792_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-bN30uuiBiw4/ToXTWdaY-5I/AAAAAAAAAMQ/io3TnPbAe3E/s72-c/venedikk%2B2%2B037.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4570186596743279520.post-4502071607632138669</id><published>2011-09-08T14:04:00.003+02:00</published><updated>2011-10-07T18:06:22.542+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Okuyorum'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-Ym5Dm9PD3uQ/TmivfmlYD6I/AAAAAAAAALg/O0sCGF7qCIM/s1600/turkan%252520ayse%252520kulin.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 275px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-Ym5Dm9PD3uQ/TmivfmlYD6I/AAAAAAAAALg/O0sCGF7qCIM/s400/turkan%252520ayse%252520kulin.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5649958690004406178" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Dün Dost'a gittim, onlarca kitap karıştırdım ve bunu seçtim. Tamamlamam gereken bütün işleri halledip hayatıma yeni bir yön verebilmek için motivasyona, direnme gücüne ve desteğe ihtiyacım var. Bu gücü Rhonda Byrne'de değil, Türkan Saylan'da arıyorum...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4570186596743279520-4502071607632138669?l=volgayilmaz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/feeds/4502071607632138669/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4570186596743279520&amp;postID=4502071607632138669' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/4502071607632138669'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/4502071607632138669'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/2011/09/dun-dosta-gittim-onlarca-kitap-karstrdm.html' title=''/><author><name>Volga</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02810436791325043581</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/-Va18NhKcVpM/TusJzsh7EhI/AAAAAAAAAVY/9TmYbS5AjuA/s220/387968_10150414726533857_704443856_8665000_164198792_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-Ym5Dm9PD3uQ/TmivfmlYD6I/AAAAAAAAALg/O0sCGF7qCIM/s72-c/turkan%252520ayse%252520kulin.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4570186596743279520.post-4399436553581204737</id><published>2011-08-01T12:48:00.007+02:00</published><updated>2011-10-07T18:06:45.684+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Okuyorum'/><title type='text'>Tatilin ardından geçen bir haftada...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-klizgtnnk48/Tjbv5I9x82I/AAAAAAAAAKo/55GaYV7RxKM/s1600/Temmuz%2B2011%2B154.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-klizgtnnk48/Tjbv5I9x82I/AAAAAAAAAKo/55GaYV7RxKM/s400/Temmuz%2B2011%2B154.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5635955748638946146" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Tatil rehaveti devam ediyor. Oysa tatilde pek rehavet yoktu; Antalya'da her saban en geç 7'de kalkıp canımızın istediği plaja gitmiştik, üstüne de bol bol gezmiştik, yaylada her sabah en geç 7'de kalkıp soluğu kiraz bahçelerinde almıştık ve neredeyse hava kararana kadar o bahçelerden çıkmamıştık. Ama tatilin ardından canım dinlenmek istiyor. Hem de çoookkk... Hem de Eskişehir'e döneli bir hafta olmasına rağmen...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine mahkemeden gelen bir metinle uğraştım. Hakaret davası dilekçesi... Küfür, taciz, tehdit davası olsa daha iyi... Utançtan yüzü kızaran bir emoticon var ya, o halde çevirdim bütün metni...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-Cbdji8KHYB0/TjbxVk90k_I/AAAAAAAAAK4/WnuZG7J8aZ4/s1600/elif-safak-tan-iskender-cikti.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 397px; height: 302px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-Cbdji8KHYB0/TjbxVk90k_I/AAAAAAAAAK4/WnuZG7J8aZ4/s400/elif-safak-tan-iskender-cikti.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5635957336703276018" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Elif Şafak'ın İskender'ini aldım ve okudum hemen. Hem bu kadar rahat okunup hem de bu kadar derin kişilik ve kültür çözümleri yapabildiği için seviyorum Elif Şafak'ı, muhtemelen onu okumaktan vazgeçemeyen binlerce başka insan gibi...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4570186596743279520-4399436553581204737?l=volgayilmaz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/feeds/4399436553581204737/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4570186596743279520&amp;postID=4399436553581204737' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/4399436553581204737'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/4399436553581204737'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/2011/08/tatilin-ardndan-gecen-bir-haftada.html' title='Tatilin ardından geçen bir haftada...'/><author><name>Volga</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02810436791325043581</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/-Va18NhKcVpM/TusJzsh7EhI/AAAAAAAAAVY/9TmYbS5AjuA/s220/387968_10150414726533857_704443856_8665000_164198792_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-klizgtnnk48/Tjbv5I9x82I/AAAAAAAAAKo/55GaYV7RxKM/s72-c/Temmuz%2B2011%2B154.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4570186596743279520.post-8154446547702513983</id><published>2011-06-28T17:06:00.002+02:00</published><updated>2011-10-06T11:30:05.439+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Paylaşımlar'/><title type='text'>Maymun İştahı</title><content type='html'>Evet evet, benimki olsa olsa maymun iştahı… Blogger’a üye olduğum tarih Ocak 2007, toplam post sayısı 42 ve son yazının tarihi 17 Eylül 2010. Utanç verici… Mesele sadece blogger olsa hiç sorun değil, “heves ettim, başladım, sonra da bıraktım” derim… Ama ben her şeye heves ediyorum, bazen başlıyorum, bazen başlamıyorum, sonra başladıysam da bırakıyorum… Japonca öğrenmeye başladım, halk oyunlarına başladım, yogaya başladım, yüzmeye başladım, pilatese başladım, bisiklet aldım, pasta yapımına merak sardım, trekking ve camping diye tutturdum, edebi çeviriye el atacağım dedim, Osmanlıca ve Latince öğrenecek oldum, Lost, House, The Big Bang Theory, vs. bilumum Amerikan dizilerine başladım (neyse Lost’u bitirdim), biraz daha düşünsem aklıma çok şey gelecek de şimdilik bırakayım düşünmeyi… Zaten bu hevesler konusunda da düşünce aşamasını geçip eyleme geçmem ve eylemin sürdürülebilirliğini sağlamam lazım.&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;Bunları okuyunca tembellikten şikâyet ettiğimi düşünmeyin. Tembellik değil benimkisi. Günde 4000-5000 sözcük çeviri yaptığım, on küsur makale okuyup özetlediğim, 1000 parçalık puzzle’ı 4 gecede bitirdiğim, bilmem kaç sayfalık kitabı 2 gecede bitirdiğim zamanlar oluyor elbette. Önceliklerim mi farklı acaba? 30+ oldum, hala bilmiyorum sorun nedir, nerededir… “Kişisel gelişim” kitaplarıma yeniden mi el atsam acaba?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4570186596743279520-8154446547702513983?l=volgayilmaz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/feeds/8154446547702513983/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4570186596743279520&amp;postID=8154446547702513983' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/8154446547702513983'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/8154446547702513983'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/2011/06/maymun-istah.html' title='Maymun İştahı'/><author><name>Volga</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02810436791325043581</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/-Va18NhKcVpM/TusJzsh7EhI/AAAAAAAAAVY/9TmYbS5AjuA/s220/387968_10150414726533857_704443856_8665000_164198792_n.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4570186596743279520.post-3193472781408477150</id><published>2010-09-17T11:01:00.002+02:00</published><updated>2010-09-17T11:08:03.988+02:00</updated><title type='text'>Biraz "aksiyon" olsa hayatımda!</title><content type='html'>- Dağcılık: Hmmm... Pek bana göre değil. Biraz konfor düşkünlüğüm var sanki... Belki trekking. Bunu araştırayım ben.&lt;br /&gt;- Yurt dışı seyahat: Harika! Ama ödenmeyi bekleyen borçlarımız var. (Viyana-Prag hiç fena olmazdı aslında.)&lt;br /&gt;- Salsa: Sevgilinin de istekli olması lazım. Ben maymun iştahlı, o iştahsız... Zor yürür bu iş!&lt;br /&gt;- Yeni puzzle: (İç ses: Aksiyon demiştin hani?)&lt;br /&gt;- Dalış: Eskişehir'de? Üstelik daha kafanı suyun içine sokamazken nasıl olacak o iş?&lt;br /&gt;Bu çabalar şimdilik başarısız görünüyor. 222'ye mi gitsek bu akşam??!!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4570186596743279520-3193472781408477150?l=volgayilmaz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/feeds/3193472781408477150/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4570186596743279520&amp;postID=3193472781408477150' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/3193472781408477150'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/3193472781408477150'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/2010/09/biraz-aksiyon-olsa-hayatmda.html' title='Biraz &quot;aksiyon&quot; olsa hayatımda!'/><author><name>Volga</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02810436791325043581</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/-Va18NhKcVpM/TusJzsh7EhI/AAAAAAAAAVY/9TmYbS5AjuA/s220/387968_10150414726533857_704443856_8665000_164198792_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4570186596743279520.post-7088039766800169087</id><published>2010-06-09T09:54:00.006+02:00</published><updated>2011-10-07T18:07:08.357+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Okuyorum'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hastalıkta-sağlıkta'/><title type='text'>Bize nazar mı değdi dersiniz?</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_9WuzqDoujXA/TA9JxkzDljI/AAAAAAAAAJ0/Gync6DFBPJY/s1600/Desktop1.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 125px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_9WuzqDoujXA/TA9JxkzDljI/AAAAAAAAAJ0/Gync6DFBPJY/s200/Desktop1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5480680387573421618" /&gt;&lt;/a&gt; On gündür evdeyim. Tam da Ankara’ya gidip tezimle ilgili kafamda uçuşan bir sürü fikirle ve anket gönderilecek e-posta adresleriyle dönmüşken kendimi yatakta buldum. Teşhis: Lomber disk herniasyonu, yani bel fıtığı. Ayakta duramıyorsun, oturamıyorsun. Yatıyorsun ama kalkamıyorsun. Çok sıkıcı. Bu yatak istirahatının tek güzel tarafı, Ahmet Ümit’in yaklaşık 600 sayfalık “İstanbul Hatırası”nı üç günde bitirdim (Semacım, sağ olsun, çıktığı gün alıp getirdi kitabı bana) ve “Lost”un 5. sezonunu bitirmek üzereyim. Hiç yoktan iyidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada, sevgilim de sıcak çayla bacağını yaktı. Son birkaç gündür o pansumana gidiyor her gün, ben de iğnemi yaptırmaya gidiyorum. Hava hastanesi, acil servis, MR, sağlık ocağı, eczane derken yeterince dezenfektan kokusu aldık bu aralar. Bir süre bizi rahat bırakın olmaz mı? Fıtık ve yanığımızdan kurtulup bir an önce işimize gücümüze bakalım. Tez var, çeviriler var, tatil planları var… Birazcık sükûnet bize…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4570186596743279520-7088039766800169087?l=volgayilmaz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/feeds/7088039766800169087/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4570186596743279520&amp;postID=7088039766800169087' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/7088039766800169087'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/7088039766800169087'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/2010/06/bize-nazar-m-degdi-dersiniz.html' title='Bize nazar mı değdi dersiniz?'/><author><name>Volga</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02810436791325043581</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/-Va18NhKcVpM/TusJzsh7EhI/AAAAAAAAAVY/9TmYbS5AjuA/s220/387968_10150414726533857_704443856_8665000_164198792_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_9WuzqDoujXA/TA9JxkzDljI/AAAAAAAAAJ0/Gync6DFBPJY/s72-c/Desktop1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4570186596743279520.post-8833953943441100985</id><published>2010-05-23T18:09:00.004+02:00</published><updated>2011-10-06T11:27:55.856+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gezi'/><title type='text'>Romantik piknik</title><content type='html'>19 Mayıs sabahı... Erkenden yataktan uçup perdeleri açtım. Yaşasın, güneş ışıl ışıl, piknik günü bugün. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hafif bir kahvaltıdan sonra köfteleri yaptım, piknik sepetini hazırlamaya koyuldum. Memduh'un okula uğraması lazım, 19 Mayıs için tören var. Öğleye doğru evde olur sonra pikniiiikkkk...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birkaç saat geçti. Köfteler, sucuklar, hellim peyniri sepette hazır. Ama hava bir tuhaf. Bulutlar toplandı, güneş gitti. Ne yapsak ki? Bugünü dışarıda geçirme fikrine çok alıştırdık kendimizi günlerdir. Köfteleri pişirip sandviç ekmeklerinin arasına yerleştirdik, piknik yapamasak da açık havada yağmur bile yağsa yeriz. Ama sevgili inatçı. Biz yine de mangalımzı ve sepetimizi alalım, dedi. Düştük yola. Hedefimiz Şelale, mesafemiz 40 km. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlerledikçe Eskişehir'in bozkır ortamından uzaklaşıp yeşillikler içinde buluyoruz kendimizi. Muhteşem: doğa, yeşillik, sakinlik, yalnızlık... Şelale piknik alanına vardığımızda dere kenarına attık kendimizi. Hava kapalı ama çok soğuk sayılmaz. Yağmur da yok. Hadi bakalım, işe koyulalım, acıktık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_9WuzqDoujXA/S_lbbvUcWSI/AAAAAAAAAJk/krORCxXBdj0/s1600/Kolajlar.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 250px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_9WuzqDoujXA/S_lbbvUcWSI/AAAAAAAAAJk/krORCxXBdj0/s400/Kolajlar.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5474507354162354466" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatımızı saran kasvetten, işlerden, tezden, günlük yaşamın saçmalıklarından, çevremizdeki her şeyden uzakta güzel bir öğleden sonra geçirdik sevgiliyle... Yaşasın!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4570186596743279520-8833953943441100985?l=volgayilmaz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/feeds/8833953943441100985/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4570186596743279520&amp;postID=8833953943441100985' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/8833953943441100985'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/8833953943441100985'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/2010/05/romantik-piknik.html' title='Romantik piknik'/><author><name>Volga</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02810436791325043581</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/-Va18NhKcVpM/TusJzsh7EhI/AAAAAAAAAVY/9TmYbS5AjuA/s220/387968_10150414726533857_704443856_8665000_164198792_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_9WuzqDoujXA/S_lbbvUcWSI/AAAAAAAAAJk/krORCxXBdj0/s72-c/Kolajlar.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4570186596743279520.post-5009858884790241854</id><published>2010-04-14T13:25:00.003+02:00</published><updated>2011-10-06T11:31:10.451+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Paylaşımlar'/><title type='text'>Bahar yağmuru...</title><content type='html'>Ben sustum... O konuştu... Ben sustukça yoruldum... O konuştukça rahatladım...&lt;br /&gt;Ben sustum... Konuşmak, bağıra çağıra anlatmak, kusmak istediğim onca şey varken sustum. O konuştu... Bahardı, ortalık günlük güneşlikti, çekip gitme hissi vardı yine bende. Bir anda içimde birikenler yükselmeye başladı, bulutlara yüklendi. İçimdeki siyahlık ortalığı kapladı. Ben hala susuyordum. O konuşmaya başladı. Söyledikleri kocaman damlalar halinde camlara, çatılara vurdukça içimdeki çığlıklar özgür kaldı. O konuştu... Ben rahatladım... Hiç susmasın istiyorum. Saatlerce konuşsun. Herkes sussun. Ben susayım. İç sesler sussun. Sadece o konuşsun...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4570186596743279520-5009858884790241854?l=volgayilmaz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/feeds/5009858884790241854/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4570186596743279520&amp;postID=5009858884790241854' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/5009858884790241854'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/5009858884790241854'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/2010/04/bahar-yagmuru.html' title='Bahar yağmuru...'/><author><name>Volga</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02810436791325043581</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/-Va18NhKcVpM/TusJzsh7EhI/AAAAAAAAAVY/9TmYbS5AjuA/s220/387968_10150414726533857_704443856_8665000_164198792_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4570186596743279520.post-2255280591822492447</id><published>2010-02-12T16:02:00.002+02:00</published><updated>2010-02-12T16:05:51.618+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_9WuzqDoujXA/S3VfdNkdpII/AAAAAAAAAJc/mtq9cw9aEd4/s1600-h/thumbnail.asp.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 207px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_9WuzqDoujXA/S3VfdNkdpII/AAAAAAAAAJc/mtq9cw9aEd4/s320/thumbnail.asp.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5437357080583185538" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Şöyle bir çizme giyip yere bütün ağırlığımla basarak okulumuzun upuzun koridorlarında dolaşmak istiyorum. İnsanların derdi nedir anlamadım ki. Sabahtan beri, her an birileri yukarıdan veya kapımın önünden "buralardan ben geçiyorum" diye bağırırcasına geçip gidiyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4570186596743279520-2255280591822492447?l=volgayilmaz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/feeds/2255280591822492447/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4570186596743279520&amp;postID=2255280591822492447' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/2255280591822492447'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/2255280591822492447'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/2010/02/soyle-bir-cizme-giyip-yere-butun.html' title=''/><author><name>Volga</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02810436791325043581</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/-Va18NhKcVpM/TusJzsh7EhI/AAAAAAAAAVY/9TmYbS5AjuA/s220/387968_10150414726533857_704443856_8665000_164198792_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_9WuzqDoujXA/S3VfdNkdpII/AAAAAAAAAJc/mtq9cw9aEd4/s72-c/thumbnail.asp.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4570186596743279520.post-4611213629643361738</id><published>2010-02-11T14:33:00.003+02:00</published><updated>2011-10-06T11:29:47.835+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Paylaşımlar'/><title type='text'>Bugün...</title><content type='html'>- kar yağsın, kardan adam yapalım istiyorum...&lt;br /&gt;- bembeyaz karlar arasında ışıl ışıl akan bir dere boyunca hiç üşümeden yürümek istiyorum...&lt;br /&gt;- sabun köpüğü gibi bir film izlemek istiyorum...&lt;br /&gt;- çok seveceğim bir roman almak istiyorum...&lt;br /&gt;- sıcak sahlep içmek istiyorum...&lt;br /&gt;- birileri bana sürpriz yapıp kapımı çalsın istiyorum...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4570186596743279520-4611213629643361738?l=volgayilmaz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/feeds/4611213629643361738/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4570186596743279520&amp;postID=4611213629643361738' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/4611213629643361738'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/4611213629643361738'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/2010/02/bugun.html' title='Bugün...'/><author><name>Volga</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02810436791325043581</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/-Va18NhKcVpM/TusJzsh7EhI/AAAAAAAAAVY/9TmYbS5AjuA/s220/387968_10150414726533857_704443856_8665000_164198792_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4570186596743279520.post-240185659915821132</id><published>2009-12-15T17:22:00.005+02:00</published><updated>2009-12-30T14:13:38.858+02:00</updated><title type='text'>Biz seçtik, siz de seçin</title><content type='html'>Herkesi evimizde görmekten çoook mutluluk duyarız. Bu aralar, bize soruyorlar "gelirken ne alalım" diye. O anda aklımıza gelmiyor. Ama artık bir listemiz var. Hem bize hem de size yol gösterir. Eli boş veya dolu herkes hoş geldi, sefa geldi...&lt;br /&gt;Tıklayın lütfen:&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.bensectim.com/yvolga/yeni.evvvvvvvv-dje.html  "&gt;http://www.bensectim.com/yvolga/yeni.evvvvvvvv-dje.html  &lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.mylivesignature.com" target="_blank"&gt;&lt;img src="http://signatures.mylivesignature.com/54487/397/362B52ACF6F9757AD1765AA142844CB1.png" style="border: 0 !important; background: transparent;"/&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4570186596743279520-240185659915821132?l=volgayilmaz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/feeds/240185659915821132/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4570186596743279520&amp;postID=240185659915821132' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/240185659915821132'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/240185659915821132'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/2009/12/biz-sectik-siz-de-secin.html' title='Biz seçtik, siz de seçin'/><author><name>Volga</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02810436791325043581</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/-Va18NhKcVpM/TusJzsh7EhI/AAAAAAAAAVY/9TmYbS5AjuA/s220/387968_10150414726533857_704443856_8665000_164198792_n.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4570186596743279520.post-4080139960037029365</id><published>2009-12-10T13:46:00.002+02:00</published><updated>2011-10-06T11:29:34.800+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Paylaşımlar'/><title type='text'>Bugün...</title><content type='html'>- Saatlerce Golha’yı dinleyip hiçbir şey yapmadan yorganın altına kıvrılsam,&lt;br /&gt;-  Unutsam, unutulsam, yok olsam,&lt;br /&gt;- Sadece bir güncük bomboş kalsam…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4570186596743279520-4080139960037029365?l=volgayilmaz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/feeds/4080139960037029365/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4570186596743279520&amp;postID=4080139960037029365' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/4080139960037029365'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/4080139960037029365'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/2009/12/bugun.html' title='Bugün...'/><author><name>Volga</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02810436791325043581</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/-Va18NhKcVpM/TusJzsh7EhI/AAAAAAAAAVY/9TmYbS5AjuA/s220/387968_10150414726533857_704443856_8665000_164198792_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4570186596743279520.post-6607118775494714154</id><published>2009-12-07T15:10:00.006+02:00</published><updated>2011-10-06T11:28:24.227+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tatil'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Paylaşımlar'/><title type='text'>Güzel bir hafta sonunun ardından…</title><content type='html'>Güzel başlayınca güzel devam etti hafta sonu, güzel başlayınca güzel devam eder mi acaba hafta da? Cumartesi sabahı erkenden kalkıp önce tempolu yürüyüş yaptık, sonra da yaklaşık bir saat masa tenisi oynadık. Biraz kent dışında sakin bir ortamda yaşamanın özgürlüğünün tadını çıkarıyoruz yavaş yavaş. (Artık iyice yerleştik ya evimize, daha çok zaman ayırabiliyoruz kendi isteklerimize.) Memduh’un okulu da evimizin yanı başında olunca oranın da spor salonunu kullanabiliyoruz. Ben alışkın değilim bu kadar hareket etmeye, çarpmasın sakın!? Eve dönelim artık, güzel bir kahvaltı yapalım. Kahvaltının ardından sevgilim gazetelerini karıştırırken ben de yeni “puzzle”ıma başladım. Sadece çerçevesini oluşturup bırakmıştım günler önce. Çay keyfi ve “puzzle”la devam eden güzel güne işleri de sıkıştırmak lazım değil mi? Çevirimin başına geçtim, çalıştım biraz hava kararana kadar. &lt;br /&gt;Akşama Serap Hanım’a davetliyiz, işleri bugünlük bir kenara bırakıp hazırlanmak lazım. Biraz erken çıktık, Aralık ayının dergilerini almamıştık. Sevgilime her ay bir gezi dergisi (Atlas, Geo veya National Geograpgic), bir bilgisayar dergisi, bir de Bilim – Teknik alıyoruz. Gezi dergisini ve bazen Bilim-Teknik’i ben de karıştırıyorum, bilgisayar konusunda hazır bilgiye konuyorum genelde. Bu ay bana da Maison Française aldık. Her yıl başka bir derginin ajandasını kullanıyorum. Bu yılki favorim Maison Française’in tasarım ajandası oldu. Her neyse, dergilerimizi toparlayıp küçücük-şirincik bir evde birkaç saat geçirmek üzere Serap Hanım’a gittik. Karnımızı doyurduk güzelce, kırmızı şaraplarımızı içtik Farid Farjad eşliğinde. Mudo’dan aldığımız şamdanlar da evin salonuna pek yakıştı ve ev sahibimizin hoşuna gitti. Daha ne isteriz ki? Eve döndüğümüzde saat neredeyse iki olmuştu. &lt;br /&gt;Ertesi sabah, güzel bir uykunun ardından, biraz gecikmeli de olsa kalkıp masa tenisine devam ettik. Gittikçe daha iyiyim sanki. Böyle giderse sevgilimle maça başlarım birkaç haftaya kadar. Evimize dönüp çaylı-dergili-“puzzle”lı kahvaltı yaptıktan sonra ben yerleştim yine çalışma masama. Neyse ki yetiştirebildim çevirimi. Sevgilim de evimize zaman ayırdı biraz, yemek yaptı bize. “Demek ki oluyormuş,” dedim kendi kendime. İnsan hem sevdiği birçok şeye zaman ayırıp hem de işlerini yetiştirebiliyormuş. Çalışmak için kendini bütün hafta sonu veya bütün gün eve/ofise kapatıp sonra da bilgisayar başında – çoğu boşa geçen – uzuuuun saatler geçirmenin çok da anlamı yokmuş. Ah bir ikna olsam!&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_9WuzqDoujXA/Sxz_zBQYa5I/AAAAAAAAAJI/7z6F94c6F9I/s1600-h/6+aral%C4%B1k+%2709+014.JPG"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_9WuzqDoujXA/Sxz_zBQYa5I/AAAAAAAAAJI/7z6F94c6F9I/s320/6+aral%C4%B1k+%2709+014.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5412482104168049554" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_9WuzqDoujXA/Sxz_9siKgyI/AAAAAAAAAJQ/_WhGS_BkUsc/s1600-h/6+aral%C4%B1k+%2709+020.JPG"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_9WuzqDoujXA/Sxz_9siKgyI/AAAAAAAAAJQ/_WhGS_BkUsc/s320/6+aral%C4%B1k+%2709+020.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5412482287584052002" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4570186596743279520-6607118775494714154?l=volgayilmaz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/feeds/6607118775494714154/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4570186596743279520&amp;postID=6607118775494714154' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/6607118775494714154'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/6607118775494714154'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/2009/12/guzel-bir-hafta-sonunun-ardndan.html' title='Güzel bir hafta sonunun ardından…'/><author><name>Volga</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02810436791325043581</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/-Va18NhKcVpM/TusJzsh7EhI/AAAAAAAAAVY/9TmYbS5AjuA/s220/387968_10150414726533857_704443856_8665000_164198792_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_9WuzqDoujXA/Sxz_zBQYa5I/AAAAAAAAAJI/7z6F94c6F9I/s72-c/6+aral%C4%B1k+%2709+014.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4570186596743279520.post-2369123749327966759</id><published>2009-11-24T16:00:00.006+02:00</published><updated>2011-10-06T11:29:21.339+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Paylaşımlar'/><title type='text'>Bugün</title><content type='html'>- Osmangazi Üniversitesi'nden İki Eylül Kampusu'ne bir buçuk saatte gelebildim. Hrrrr. Neyse ki Eskişehir'de yoğun trafik sorunu yok. Bir de olsa! &lt;br /&gt;- kıskancım biraz nedense, her başarı, güzellik, mutluluk gözüme batıyor. Çok mu kötüyüm? Biliyorum, kötüyüm...&lt;br /&gt;- canım fena halde haribo istiyor. Kantine sordum, yokmuş:(&lt;br /&gt;- kendime verdiğim sözlerden birini tutmaya başladım. Devam edebilirsem burada paylaşırım.&lt;br /&gt;- öğretmenler günü. Ben de bir gün kendimi öğretmen gibi hissedebilir miyim? Hissetsem mi ki?&lt;br /&gt;- çevremdeki en değerli insanlar öğretmen olduğu için ne kadar şanslı olduğumu bir kez daha hatırlattım kendime.&lt;br /&gt;- öğretmenler günü kutlamasına/yemeğine gideceğiz sevgilimle.&lt;br /&gt;- yine "bilirkişi"yim. Bir sayfalık mahkeme kararı çevirisi için daha kaç saat karcanacak ?&lt;br /&gt;- yeni yıl kartı göndereceğim kişilerin listesini yaptım ama güzel kentimizdeki kitabevlerine yeni yıl kartları gelmemiş henüz. O kadar da erken değil ama...&lt;br /&gt;- radikal kararlar aldım, çok azını uygulayacağımı bile bile...&lt;br /&gt;- bir de kendime kızgınım biraz. Hafta sonu misafirlerimiz vardı, çok güzel pasta, börek ve salatalar hazırlamıştım. Onların fotoğraflarını çekip burada paylaşacaktım. Ama telaşla unuttum. Bu aralar hemen hemen her hafta sonu güzel masalar, ikramlar hazırlıyorum. Kendimle gurur duyabilirm yani. Ama fotoğraf çekmeyi akıl ettiğimde tabakların dibi görünmüş oluyor.&lt;br /&gt;- Ezginin Günlüğü'nü dinliyorum. Favori şarkılarım için &lt;a href="http://www.dailymotion.com/video/xa8q8i_yan-kalbym_creation"&gt;tıklayın&lt;/a&gt;, bir daha &lt;a href="http://fizy.com/s/1aj649"&gt;tıklayın&lt;/a&gt;, bir daha &lt;a href="http://fizy.com/s/12yv7o"&gt;tıklayın&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_9WuzqDoujXA/SwvqiFU-mvI/AAAAAAAAAI4/6lyG4NicAaA/s1600/emirler+eyl%C3%BCl-08-2+099.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_9WuzqDoujXA/SwvqiFU-mvI/AAAAAAAAAI4/6lyG4NicAaA/s400/emirler+eyl%C3%BCl-08-2+099.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5407673648855030514" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_9WuzqDoujXA/SwvqsS3wFSI/AAAAAAAAAJA/d41aNGwGOAc/s1600/emirler+eyl%C3%BCl-08-2+103.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_9WuzqDoujXA/SwvqsS3wFSI/AAAAAAAAAJA/d41aNGwGOAc/s400/emirler+eyl%C3%BCl-08-2+103.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5407673824289232162" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bu fotoğraftakilerin konumuzla pek alakası yok. Meşelere yapışan bu asalaklar hep şekeri anımsatır bana çocukluğumdan beri. Hariboooooooo...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4570186596743279520-2369123749327966759?l=volgayilmaz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/feeds/2369123749327966759/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4570186596743279520&amp;postID=2369123749327966759' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/2369123749327966759'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/2369123749327966759'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/2009/11/bugun.html' title='Bugün'/><author><name>Volga</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02810436791325043581</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/-Va18NhKcVpM/TusJzsh7EhI/AAAAAAAAAVY/9TmYbS5AjuA/s220/387968_10150414726533857_704443856_8665000_164198792_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_9WuzqDoujXA/SwvqiFU-mvI/AAAAAAAAAI4/6lyG4NicAaA/s72-c/emirler+eyl%C3%BCl-08-2+099.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4570186596743279520.post-8542066024595857888</id><published>2009-10-30T15:54:00.001+02:00</published><updated>2009-11-03T09:19:55.059+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Paylaşımlar'/><title type='text'>Mutluluk</title><content type='html'>Kafam karmakarışık. Başarısızlık ve mutsuzluğa odaklanmış bir haldeyim. Ama bir taraftan da mücadele ediyorum bu düşüncelerden kurtulmak için. Hayır, bir süre başarısızlık ve mutsuzluk öyküleri anlatmamalıyım kendime ve başkalarına. Başka şeylere odaklanmalıyım. Küçük ya da küçücük mutluluklara. Küçük mutluluklar birikip bugünü kurtarmama yardımcı olur belki de. Mutluluk;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- duştan sonra sıcacık battaniyenin altına sığınıp televizyon izlemek ya da televizyon karşısında uyuyup kalmak olabilir mi?&lt;br /&gt;- bilgisayar başında çalışırken ve ara sıra facebook kaçamakları yaparken sevgilinin getirdiği bir fincan kahve ve çikolata olabilir mi?&lt;br /&gt;- elinde Atatürk çiçeğiyle kapıyı çalan bir ziyaretçi olabilir mi?&lt;br /&gt;- havuçlu tarçınlı kekin eve yayılan kokusu olabilir mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne dersiniz, olabilir mi?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4570186596743279520-8542066024595857888?l=volgayilmaz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/feeds/8542066024595857888/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4570186596743279520&amp;postID=8542066024595857888' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/8542066024595857888'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/8542066024595857888'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/2009/10/mutluluk.html' title='Mutluluk'/><author><name>Volga</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02810436791325043581</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/-Va18NhKcVpM/TusJzsh7EhI/AAAAAAAAAVY/9TmYbS5AjuA/s220/387968_10150414726533857_704443856_8665000_164198792_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4570186596743279520.post-2137349531349093088</id><published>2009-10-25T18:56:00.002+02:00</published><updated>2009-10-25T18:57:07.715+02:00</updated><title type='text'>Çeviride ve yaşamda hata avcılığı</title><content type='html'>&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4570186596743279520-2137349531349093088?l=volgayilmaz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/feeds/2137349531349093088/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4570186596743279520&amp;postID=2137349531349093088' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/2137349531349093088'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/2137349531349093088'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/2009/10/cevir.html' title='Çeviride ve yaşamda hata avcılığı'/><author><name>Volga</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02810436791325043581</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/-Va18NhKcVpM/TusJzsh7EhI/AAAAAAAAAVY/9TmYbS5AjuA/s220/387968_10150414726533857_704443856_8665000_164198792_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4570186596743279520.post-393666905939678229</id><published>2009-10-21T15:43:00.002+02:00</published><updated>2009-10-25T17:11:57.661+02:00</updated><title type='text'>Çeviri-bilim</title><content type='html'>Ekim ve Kasım konferanslar ayıdır akademik camiada. Buna bir de başka kültürel ve sanatsal etkinlikler eklenince dolu dolu geçirebilirsiniz günleri. Çeviribilim açısından da en yoğun günler bu aralar. Şöyle bir baksak neler var:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.dilyazin09.sakarya.edu.tr/index.html"&gt;9. Uluslararası Dil, Yazın, Deyişbilim Sempozyumu&lt;/a&gt;, Sakarya Üniversitesi, 15-17 Ekim 2009&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.ceviridernegi.org/C_Default.aspx"&gt;Uluslararası Diyalogun Odağında Bütün Yönleriyle Çeviri&lt;/a&gt;, Uluslararası Çeviri Kolokyumu, Çeviri Derneği ve İstanbul Üniversitesi, 21-23 Ekim 2009&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.tuyap.com.tr/webpages/kitap09/index.php"&gt;28. İstanbul Kitap Fuarı&lt;/a&gt;, Kültürlerarası Diyalogda Çeviri, 31 Ekim-8 Kasım 2009&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.termturk.net/tr/node/28"&gt;Kültürlerarası Diyalog İçin Terminoloji ve Teknik Çeviri&lt;/a&gt;, Uluslararası Sempozyum, Hacettepe Üniversitesi, 12-13 Kasım 2009 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;I. Çeviri ve Şiir Şenliği, İzmir, 7-14-21 Kasım 2009&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çeviribilimde Lisansüstü Çalışmalar Kolokyumu, Okan Üniversitesi, 20 Kasım 2009&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu durumda, benim kent kent dolaşıyor olmam gerekiyor, değil mi? Hayır, şimdilik Eskişehir’deyim. Öncelikler analizi yapmak durumunda kaldım:)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4570186596743279520-393666905939678229?l=volgayilmaz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/feeds/393666905939678229/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4570186596743279520&amp;postID=393666905939678229' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/393666905939678229'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/393666905939678229'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/2009/10/ceviri-bilim.html' title='Çeviri-bilim'/><author><name>Volga</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02810436791325043581</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/-Va18NhKcVpM/TusJzsh7EhI/AAAAAAAAAVY/9TmYbS5AjuA/s220/387968_10150414726533857_704443856_8665000_164198792_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4570186596743279520.post-5338623707855417270</id><published>2009-10-20T16:09:00.001+02:00</published><updated>2009-10-20T16:09:35.907+02:00</updated><title type='text'>Hayran olduklarım</title><content type='html'>Ben yapamıyorum, onlar yapınca da hayran oluyorum işte!&lt;br /&gt;- “Hayır” diyebilenler… Ve kendine hayır denmesini normal karşılayanlar…&lt;br /&gt;- Geceleri çalışabilenler…&lt;br /&gt;- Bir konuda karar verip hemen uygulamaya geçenler…&lt;br /&gt;- Her konuda söyleyecek bir şeyi olanlar… Söyleyecek bir şey yoksa bile sallayabilenler…&lt;br /&gt;- Kış ortasında bile eteğin altına incecik naylon çorap ve topuklu ayakkabılarını giyip dolaşanlar… &lt;br /&gt;- Bir saatte üç-beş çeşit yemek hazırlayabilenler…&lt;br /&gt;- Bir saatte bütün evi toparlayabilenler…&lt;br /&gt;- Hiç gerilmeden valizini hazırlayıp seyahate çıkabilenler…&lt;br /&gt;- Sürekli konuştuklarında çevredekilerin kendini dinlediğini zannedenler…&lt;br /&gt;- Kendi yaptıklarından hayranlıkla bahsedebilenler…&lt;br /&gt;- Bin bir bahane (soğuk hava, eve dönme sorunu, sigara dumanı) yaratmadan gece dışarı çıkabilenler…&lt;br /&gt;Daha çooook uzar bu liste…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4570186596743279520-5338623707855417270?l=volgayilmaz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/feeds/5338623707855417270/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4570186596743279520&amp;postID=5338623707855417270' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/5338623707855417270'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/5338623707855417270'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/2009/10/hayran-olduklarm.html' title='Hayran olduklarım'/><author><name>Volga</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02810436791325043581</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/-Va18NhKcVpM/TusJzsh7EhI/AAAAAAAAAVY/9TmYbS5AjuA/s220/387968_10150414726533857_704443856_8665000_164198792_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4570186596743279520.post-1126276242287750149</id><published>2009-10-07T11:02:00.004+02:00</published><updated>2009-10-13T09:37:29.301+02:00</updated><title type='text'>Gülen güldüren yüzlerle iki gün...</title><content type='html'>Sözlü çeviri işi çok yorar beni. Çeviriden çok düşüncesi yorar aslında. Çeviriden önce bütün gece uyuyamam. Eyvah, ya söyleneni anlamazsam, yanlış anlarsam! Çok önemli bir şeyleri yanlış çevirirsem! Önemli bir sözcük aklıma gelmezse! Onca insanın karşısında kekeleyip kalırsam! Onlarca felaket senaryosu hazırdır yani! Geçen hafta da öyle oldu. &lt;a href="http://ekm.anadolu.edu.tr/"&gt;Anadolu Üniversitesi Eğitim Karikatürleri Müzesi&lt;/a&gt; Müdürü Atila Özer beni arayıp ertesi günkü Karikatür Müzeleri Yöneticileri Buluşması’nda çeviri yapmamı istediğinde elim ayağım birbirine dolaştı. Hemen koşturup toplantı kitabını aldım. Her bir müzenin bilgilerini tek tek inceledim, notlar aldım. Kendimce hazırlanmaya çalıştım. Ama geceyi yine o felaket senaryolarıyla geçirdim. Ta ki ertesi gün öğleden sonra toplantı başladığında kendimi mikrofonun önünde bulana kadar. Öncelikle Rektör Yardımcısı Prof. Zühtü Altan ve Müze Müdürü Prof. Atila Özer’in açılış konuşmalarını çevirdim. Övünmek gibi olmasın ama hiç fena değildim. Sonra ilginç bir çeviri deneyimi yaşadım. Bir tür relay (röle) çeviri. Bulgaristan Gabrovo Karikatür ve Hiciv Evi Müzesi Müdürü’nün Bulgarca konuşması Türkçeye çevrildi, ben de yabancı konuklar için Türkçeden İngilizceye çevirdim. Eyvah, Bulgarca-Türkçe çevirmenin Türkçesini anlamıyorum ben. Ne olacak şimdi? Zorda kalınca insanın sorun çözme becerileri de gelişiyor sanki. Anlama sınırlarımı zorlayarak, zaman zaman konuklardan yardım alarak bu işin de üstesinden geldim sanırım. Hiçbir iş ve sorun, düşüncesi kadar korkunç değil sanırım. Gerçeklikler her zaman hayallerden daha kolay baş edilebilir…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ertesi gün daha erken başladım güne ve toplantıya. Önceki gün açılış konuşmalarıyla birlikte dört sunum vardı, ikinci günse sekiz. Hiç durmadan konuştum yani. Sadece tüm gün süren sözlü çevirilerde bu kadar konuşuyorum sanırım. Hiç de çok konuşan bir insan değilimdir normalde. Sırp, İranlı, Belçikalı, Endonezyalı, Japon konukların sunumları… Hem İngilizceden Türkçeye hem de Türkçeden İngilizceye yapılan çevirilerle geçen yoğun günün sonunda Bulgar konukların beni günün kahramanı ilan etmesi, Bali Karikatür Müzesi temsilcisinin hediye ettiği sevimli yaka iğnesi ve tüm konukların ve özellikle Atila Bey ve Vicdan Hanım’ın sıcacık ve samimi teşekkürleri tüm yorgunluğu alıp götürüyor. Tek istediğim bu. Samimi bir teşekkür…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplantıyla ilgili bilgiler için &lt;br /&gt;http://e-gazete.anadolu.edu.tr/ayrinti.php?no=8253 &lt;br /&gt;http://e-gazete.anadolu.edu.tr/ayrinti.php?no=8263&lt;br /&gt;http://e-gazete.anadolu.edu.tr/ayrinti.php?no=8249&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4570186596743279520-1126276242287750149?l=volgayilmaz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/feeds/1126276242287750149/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4570186596743279520&amp;postID=1126276242287750149' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/1126276242287750149'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/1126276242287750149'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/2009/10/gulen-gulduren-yuzlerle-iki-gun.html' title='Gülen güldüren yüzlerle iki gün...'/><author><name>Volga</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02810436791325043581</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/-Va18NhKcVpM/TusJzsh7EhI/AAAAAAAAAVY/9TmYbS5AjuA/s220/387968_10150414726533857_704443856_8665000_164198792_n.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4570186596743279520.post-6936979413619944265</id><published>2009-09-23T18:13:00.002+02:00</published><updated>2011-10-06T11:28:43.321+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tatil'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gezi'/><title type='text'>Organik, otantik bir tatilin ardından…</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_9WuzqDoujXA/SrpXljCKilI/AAAAAAAAAIg/q46xY5Vix5k/s1600-h/yayla.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 250px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_9WuzqDoujXA/SrpXljCKilI/AAAAAAAAAIg/q46xY5Vix5k/s400/yayla.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5384712607045945938" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bu yılın son fırsatı diyerek bayram tatiline üç günlük de izin ekleyip soluğu yaylada aldık yine. Sonbaharda bir başka güzel oluyor dağlar, bağlar, bahçeler, özellikle de gökyüzü. Sonbaharın asıl emaresi sarı yapraklardan eser yoktu henüz. Her yer yemyeşil hala. Yazınki kiraz toplama seferberliği ve koşuşturmasının yerini çoktan başka işler almış. Kış hazırlıkları daha çok. Odunlar toplamış bile, hatta sobalar yanmaya başlamış bazı evlerde. Cevizler oluyor. Yakında çırpmak gerek. Biz sadece yemekle yetindik bu tatilde. Tazecik, içi dolu dolu, kabuğu yemyeşil, mis gibi kokan cevizler. Domatesler ışıl ışıl parlıyor yeşil yaprakların içinde. O kadar meyvenin içinde domates de yeniyor meyve niyetine. Tabii bir yandan yerken bir yandan da anneye yardım etmek lazım. Kış için domates konserveleri hazırlanıyor. Kurutmak için doğranıp seriliyor domatesler. Zeytin ve patates salatalarına, sebze yemeklerine ne koyacağız kışın annenin tertemiz kurutulmuş domateslerinden başka? Sıra geldi fasulyelere. Bir taraftan yeşil fasulyeler pişiriliyor güzelim yayla domatesleriyle, diğer taraftan sararanlar kuruyanlar toplanıp ayıklanıyor kuru fasulye olmak üzere. Kayısılar bitmiş çoktan, yenen yenmiş, kalanlar kurutulmuş güneşte. Ama elmalar, erikler var hala. Ağzınıza layık. İstediğiniz kadar yiyin. Ama anneye yardım etmek lazım. Onlar da kesilip kurutulacak. Eyvah hava da sürekli kapalı, yağmur yağdı yağacak. Nasıl kuruyacak bu kadar serilen meyve sebze şimdi? Anne hem söyleniyor hem de yapmadan edemiyor. Çok alıştılar tabii anne de baba da kendi bahçelerinde, kendi elleriyle, emekleriyle ürettiklerini içlerine sindirerek hiçbir şüphe duymadan tüketmeye yaz kış. Yazın tazeler, kışın kurular. Daha neler var neler? Kepekli un ve buğdaylar hazırlanıyor. Tazecik sütten ev yapımı yoğurt. İçi sapsarı yumurtalar. Toroslar’dan gelen tereyağı ve bal. Bahçedeki meyvelerin reçelleri. Farkındayım, böyle bakınca bizim tatil sadece yeme-içme tatili gibi görünüyor. Ama öyle değil, aslında doğaya ve doğala dönüş, bir tür arınma. Doğayla paylaşma, tek taraflı değil, doğadan sadece almak değil, aynı zamanda doğayla bütünleşmek, doğayla çoğalmak ve doğayı da çoğaltmak. Nasıl oluyor bu? Anlatamam sanırım. Yaşamak lazım. Terasa çıkıp bulutlu sisli dağları görünce gülümseyebilmek lazım. Ellerinle topladığın meyveleri lezzetini tüm bedeninde hissedebilmek lazım. Yaprakların üzerinden süzülen damlalarla tüm olumsuz düşüncelerden kurtulabilmek lazım.  &lt;br /&gt;Internette, pahalı dergilerin kuşe kâğıdı sayfalarında, televizyonlarda dönüp duran minimalist yaşam, sağlıklı yaşam, yeşil yaşam aslında kırsalda köylerde insanların sürdüğü yaşam değil mi? Annem ve babam da onlarca yıllık kent yaşamından sonra huzura, sakinliğe, sağlığa, yani doğaya döndüler işte. Mustafa, sevgilim ve ben de küçük kaçamaklar için onların yanına sığınıyoruz her fırsatta…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4570186596743279520-6936979413619944265?l=volgayilmaz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/feeds/6936979413619944265/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4570186596743279520&amp;postID=6936979413619944265' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/6936979413619944265'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/6936979413619944265'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/2009/09/organik-otantik-bir-tatilin-ardndan.html' title='Organik, otantik bir tatilin ardından…'/><author><name>Volga</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02810436791325043581</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/-Va18NhKcVpM/TusJzsh7EhI/AAAAAAAAAVY/9TmYbS5AjuA/s220/387968_10150414726533857_704443856_8665000_164198792_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_9WuzqDoujXA/SrpXljCKilI/AAAAAAAAAIg/q46xY5Vix5k/s72-c/yayla.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4570186596743279520.post-4394138354733762585</id><published>2009-08-29T19:16:00.008+02:00</published><updated>2009-11-03T14:51:09.938+02:00</updated><title type='text'>Ağustos notları...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_9WuzqDoujXA/SplpGJkbFxI/AAAAAAAAAHw/dnwbVOexaDY/s1600-h/Armut+keyfi.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 250px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_9WuzqDoujXA/SplpGJkbFxI/AAAAAAAAAHw/dnwbVOexaDY/s400/Armut+keyfi.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5375443184612218642" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bekir'le ben armut keyfi yaptık bugün akşam üzeri, Tempo dergisi Dolce Vita serisinin "Çikolata ve Kahve" ekini okurken. Bezgin Bekir tişörtüm, armut, çikolata ve kahve. Daha ne ister ki insan? Bu arada, pembe armut ve pembe puf evlilik yıldönümü hediyelerim. Çok güzeller çoook. Hem de çok rahat...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_9WuzqDoujXA/SplpwCx4EiI/AAAAAAAAAH4/TkJvq8YU5Ms/s1600-h/%C3%87i%C3%A7eklerimiz.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 250px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_9WuzqDoujXA/SplpwCx4EiI/AAAAAAAAAH4/TkJvq8YU5Ms/s400/%C3%87i%C3%A7eklerimiz.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5375443904344101410" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Balkondaki çiçeklerimiz. Bir taraftan gittikçe doğadan uzaklaşırken, diğer taraftan doğayı yanı başımızda hissetmeye çalışıyoruz. Tomurcuk veren bir çiçek insanı mutlu edebilir mi? Evet, kesinlikle. Her gün yeni tomurcukları saymak, büyüdüklerini izlemek, saksının toprağında çıkan bir dal semizotunu sevmek, güneşışıklarıyla değişen çiçek renklerini gözlemek. Küçük şeylerle mutlu olmayı mı öğreniyorum acaba?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_9WuzqDoujXA/SplxC-dREGI/AAAAAAAAAIQ/_RTGkVfpEqU/s1600-h/Heykel+Park.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 250px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_9WuzqDoujXA/SplxC-dREGI/AAAAAAAAAIQ/_RTGkVfpEqU/s400/Heykel+Park.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5375451926182826082" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Cuma günü iş çıkışı beni pek bir hüzünlü görünce açık havanın bize iyi geleceğine karar verdi kocam. Eskişehir civarlarında Musaözü göleti, nam-ı diğer Heykel Park'a doğru yola çıktık. Hem hafta içi hem de Ramazan ayı olunca çok sakindi oralar. Hava aldık, kurbağa, balık, ördeklerle "kaynaştık", güneşin batışını izledik ve döndük...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_9WuzqDoujXA/SplqvkNKcHI/AAAAAAAAAIA/nyeh5GlsFhQ/s1600-h/Dolap+kurma.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 250px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_9WuzqDoujXA/SplqvkNKcHI/AAAAAAAAAIA/nyeh5GlsFhQ/s400/Dolap+kurma.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5375444995648680050" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yeni evimize, hem de kendi evimize taşındık ya, çok mutluyuz çoook. Neredeyse 1 ay Koçtaş'tan çıkmadık, başka seçenek olmayınca. Eeee, evimizi istediğimiz gibi kullanabiliriz, duvarları istediğimiz gibi delip istediğimiz her şeyi asabiliriz. Tabi bu arada ek dolaplar da lazım oldu. Ben de "çok amaçlı dolap"ımızı monte etmeye giriştim. Yeterince başarılıymşım bu konuda, sevgilim öyle dedi.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_9WuzqDoujXA/Splsntz0tNI/AAAAAAAAAII/Bfk433TaQMw/s1600-h/Tur%C5%9Fular.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 250px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_9WuzqDoujXA/Splsntz0tNI/AAAAAAAAAII/Bfk433TaQMw/s400/Tur%C5%9Fular.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5375447059811054802" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Çok hamaratız bu aralar. Haftalık alışverişimiz için pazara gidip tazecik biber ve kornişonları görünce dayanamadık, aldık hepsinden. Aslında bizim eve genelde hazır turşular, reçeller, zeytinler gelir annelerden. Ama işte görünce dayanamadık, iyi etmişiz. Çok güzel zaman geçirdik. &lt;br /&gt;Eskişehir'in biberleri de başka oluyor. Topacık küçük biberler acı biber turşusu sevmeyenlere bile güzel geliyor çoğu zaman. Görüntüleri de pek sevimli. Ama en özeli turşu dolmaları. Yassı dolmalık biberler var bizim ilk kez Eskişehir'de gördüğümüz. Onların içine küçük küçük doğranmış havuç, kırmızı lahana, biber, maydonoz doldurduk. Harika görünüyor. Lezzetini de merakla bekliyoruz...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4570186596743279520-4394138354733762585?l=volgayilmaz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/feeds/4394138354733762585/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4570186596743279520&amp;postID=4394138354733762585' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/4394138354733762585'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/4394138354733762585'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/2009/08/agustos-notlar.html' title='Ağustos notları...'/><author><name>Volga</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02810436791325043581</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/-Va18NhKcVpM/TusJzsh7EhI/AAAAAAAAAVY/9TmYbS5AjuA/s220/387968_10150414726533857_704443856_8665000_164198792_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_9WuzqDoujXA/SplpGJkbFxI/AAAAAAAAAHw/dnwbVOexaDY/s72-c/Armut+keyfi.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4570186596743279520.post-6228071691289648439</id><published>2009-08-04T09:18:00.001+02:00</published><updated>2011-10-06T11:29:08.528+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Paylaşımlar'/><title type='text'>Beni mutlu edenler</title><content type='html'>Annecan ve babacan; kocam ve kardeşim; evde zaman geçirmek ve ev için alışveriş yapmak; Çağdaş Türk Edebiyatı (Elif Şafak, Ahmet Ümit, Oya Baydar …); jigsaw puzzles (1000, 2000 … 5000 parça!!!); sevdiğim bir konuda çeviri yapmak (puzzle yapmak gibi bir şey!); işime yoğunlaşabildiğim her an; hediye almak (her iki anlamda da, birisine hediye almak, birisinden hediye almak); evde bağırarak şarkı söylemek, ama sadece evde; son birkaç yıldır süregelen pasta-börek yapma ve masa düzenleme merakı; herhangi bir konuda multiple-choice test (academic veya non-academic); googling (aklıma gelen her şeyi); çikolata; güneş gözlüklerim (ve otobüste unuttuğum eski güneş gözlüklerim); ne yazık ki, alışveriş merkezleri ve alışveriş; özel bir kahve zevkim olmasa da Kahve Dünyası; gece yarısı Porsuk çayı kenarı yürüyüşleri; biraz sinema, biraz tiyatro; blog okumak; övülmek; elma, elma suyu, elmalı pasta, elma likörü, elmanın her şeyi; vurmalı çalgılar (hemen bir tane istiyorum, bongo, conga, darbuka, bendir, ne olursa artık!); çiçeklerimiz (sardunyalar, petunyalar, ‘adı bizde saklı’lar …); bir kadeh yarı tatlı beyaz şarap; yolculuk yapmak, evden uzaklaşmak ve evimizi çoooook özlemek.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4570186596743279520-6228071691289648439?l=volgayilmaz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/feeds/6228071691289648439/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4570186596743279520&amp;postID=6228071691289648439' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/6228071691289648439'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/6228071691289648439'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/2009/08/beni-mutlu-edenler.html' title='Beni mutlu edenler'/><author><name>Volga</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02810436791325043581</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/-Va18NhKcVpM/TusJzsh7EhI/AAAAAAAAAVY/9TmYbS5AjuA/s220/387968_10150414726533857_704443856_8665000_164198792_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4570186596743279520.post-8100886904042738284</id><published>2009-07-30T14:13:00.003+02:00</published><updated>2009-07-30T14:17:54.671+02:00</updated><title type='text'>Bana iş lazım...</title><content type='html'>Önümde okunması gereken yüzlerce sayfalık makaleler ve yazılması gereken bilmem kaç bin sözcüklük bir tez beni beklerken saçma sapan şeylerle oyalanırken buluyorum kendimi. Sebebini biliyorum ama. Bana daha çok iş lazım, ne kadar çok işim varsa zaman yönetimim o kadar iyi. Ama beni bekleyen tek bir iş varsa(hacmi hiiiiiç önemli değil)konsantrasyon falan kalmıyor ortada. Pufff... Yok işte. Tatilden döndüğümüzden beri elimde kağıtlar kalemlerle güzel güzel planlar yapıyorum yine. Şu tarihe kadar şu makaleler tamamlanmış literature review yazılmış olacak, vs vs. Ama yok, başlayabilene aşk olsun. Bu işe bir çözüm bulmak lazım. Ben yarına kadar düşüneyim. Bugün de olmadı, yarın başlarım artık:)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4570186596743279520-8100886904042738284?l=volgayilmaz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/feeds/8100886904042738284/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4570186596743279520&amp;postID=8100886904042738284' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/8100886904042738284'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/8100886904042738284'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/2009/07/bana-is-lazm.html' title='Bana iş lazım...'/><author><name>Volga</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02810436791325043581</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/-Va18NhKcVpM/TusJzsh7EhI/AAAAAAAAAVY/9TmYbS5AjuA/s220/387968_10150414726533857_704443856_8665000_164198792_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4570186596743279520.post-6756220342727793611</id><published>2009-07-09T13:39:00.000+02:00</published><updated>2009-07-09T13:40:45.111+02:00</updated><title type='text'>2009'un getirip götürdükleri...</title><content type='html'>2009’un ilk yarısında:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Yeni evimize taşındık. Kendi evimize, bize ait bir eve. Duvarlarına istediğimizi asabileceğimiz, istediğimiz yerine istediğimiz dolabı yaptırabileceğimiz eve…&lt;br /&gt;- Yeni ofisime taşınmak üzereydim.&lt;br /&gt;- Memduh ciddi bir ameliyat geçirdi. Birlikteliğimizin en sıkıntılı günleri belki de. Uzun bir karar verme süreci, zor bir ameliyat ve yorucu bir bekleme süreci. Neyse ki korkulan olmadı. &lt;br /&gt;- İşimi kaybetmenin eşiğine geldim ve hala o eşikteyim. 2009’un ikinci yarısında göreceğiz neler olacağını.&lt;br /&gt;- Hala tezime yoğunlaşamadım. Her zamanki gibi yüzlerce sayfa çeviri yaptım ama tez konusunda kaynak derlemenin ötesine geçemedim.&lt;br /&gt;- Yurt dışıyla ilgili planlarım başarısızlıkla sonuçlandı.&lt;br /&gt;- Çok yoruldum.&lt;br /&gt;- Beklentilerimi düşürmeyi öğrenmeye mi başladım acaba?&lt;br /&gt;- Mutlu muydum? Pek sayılmaz. Mutsuz muydum? Sanmıyorum. Kendimden beklemeyeceğim ölçüde bir sakinlik ve sağduyuyla karşıladım birçok şeyi. Özellikle çevremdeki insanların küçücük sıkıntılarla karşılaştıklarında kopardıkları yaygaraları veya çok basit bazı şeyleri soruna dönüştürme becerilerini gördükçe kendimle gurur bile duyabilirim.    &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2009’un ikinci yarısında:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Tatile gidiyorum. 23 Temmuz’a kadar yokum.&lt;br /&gt;- Yeni evimize alışacağım. Evle ilgili daha makul hayaller kursam iyi olacak.&lt;br /&gt;- Yeni ofisime alışacağım. Öncelikle ulaşım sorununu aşmak lazım.&lt;br /&gt;- Tatil dönüşü, daha çok çalışmam gerekiyor. Daha az tembellik! (Kim ben mi tembelim? Gece gündüz çalışıyorum son zamanlarda.)&lt;br /&gt;- Çevirilere biraz ara verip tezime ve diğer akademik çalışmalara zaman ayırmam gerekiyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4570186596743279520-6756220342727793611?l=volgayilmaz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/feeds/6756220342727793611/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4570186596743279520&amp;postID=6756220342727793611' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/6756220342727793611'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/6756220342727793611'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/2009/07/2009un-getirip-goturdukleri.html' title='2009&apos;un getirip götürdükleri...'/><author><name>Volga</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02810436791325043581</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/-Va18NhKcVpM/TusJzsh7EhI/AAAAAAAAAVY/9TmYbS5AjuA/s220/387968_10150414726533857_704443856_8665000_164198792_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4570186596743279520.post-4576188491415673632</id><published>2009-06-18T13:02:00.003+02:00</published><updated>2009-06-18T13:15:38.291+02:00</updated><title type='text'>Taşınıyoruz… Taşınamıyoruz… Taşınıyoruz… Taşınamıyoruz…</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_9WuzqDoujXA/SjohsXYepOI/AAAAAAAAAHQ/z5jldUq_rCQ/s1600-h/4568_105031498856_704443856_2056698_6200965_n.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_9WuzqDoujXA/SjohsXYepOI/AAAAAAAAAHQ/z5jldUq_rCQ/s320/4568_105031498856_704443856_2056698_6200965_n.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5348624553530533090" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Daha önce de bu kadar zor olmuş muydu bu işler? Bilmem ki, pek hatırlamıyorum. Belki de daha zor olmuştu. Önceki taşınmalar hep şehirlerarasıydı. Bu kez aynı şehir içinde taşınacağız ama olmuyor bir türlü. 14 Haziran’dı ilk tarih, olmadı. 21 Haziran olsun dedik, yine olmayacak. Umudumuz 28 Haziran’a…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapılacak onlarca iş ve kafamızda dönüp dolaşan sorular, yolunda gitmeyen ve bizim elimizde olmayan meseleler… Ama mutluyuz. Kendimize ait bir eve taşınıyoruz. İstediğimizi yapabiliriz artık. Duvarı istediğimiz yerden delebilir, canımız sıkılınca duvarlarımızı istediğimiz renge boyatabilir, istediğimiz büyüklükte dolaplar yaptırabiliriz. “Ev” kavramını neredeyse “yücelten” bizim gibi iki insan için ev konusunda yeterince özgür olamamak zaman zaman önemli sorunlara neden oluyordu ve çok istediğimiz birçok şeyi ertelemek zorunda kalıyorduk. Bu sorun ortadan kalmış olacak artık. Bir taşınabilsek! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha çok işimiz var çoooook! Temizlik yapılacak. Boya yaptıracaktık, vazgeçtik, çok gözümüzde büyüdü. Abonelik sorunları bir türlü çözülmüyor! Şimdilik sadece elektriğimiz var. Önümüzdeki hafta suyumuz da olacak (belki!). Doğalgazımız ne zaman olacak bilmiyoruz. Bu sıkıntılar çözülse de taşınsak artık. Daha alışverişe sıra gelecek. Upuzun bir “yeni eve alınacaklar listemiz” var. Yavaş yavaş onlara başlamak lazım. Zaten işin en heyecanlı kısmı da bu değil mi?  Neyse, şimdilik beklemedeyiz… Yakında yeni haberler alırız umarım…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4570186596743279520-4576188491415673632?l=volgayilmaz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/feeds/4576188491415673632/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4570186596743279520&amp;postID=4576188491415673632' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/4576188491415673632'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/4576188491415673632'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/2009/06/tasnyoruz-tasnamyoruz-tasnyoruz.html' title='Taşınıyoruz… Taşınamıyoruz… Taşınıyoruz… Taşınamıyoruz…'/><author><name>Volga</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02810436791325043581</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/-Va18NhKcVpM/TusJzsh7EhI/AAAAAAAAAVY/9TmYbS5AjuA/s220/387968_10150414726533857_704443856_8665000_164198792_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_9WuzqDoujXA/SjohsXYepOI/AAAAAAAAAHQ/z5jldUq_rCQ/s72-c/4568_105031498856_704443856_2056698_6200965_n.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4570186596743279520.post-322951486440156801</id><published>2009-05-22T13:42:00.000+02:00</published><updated>2009-05-22T13:43:18.910+02:00</updated><title type='text'>İstiyorum hem de çoooook</title><content type='html'>:) Sahilde dondurma yemek,&lt;br /&gt;:) Sessiz sakin bir yerde açık havada, çimlerin üstünde (hamak da fena olmaz) saatlerce zaman geçirmek,&lt;br /&gt;:) Avaz avaz bağırmak ve belki de sesimin yanlısını duymak,&lt;br /&gt;:) Meyveli pasta yapmak,&lt;br /&gt;:) Yeni evimiz için dilediğimiz gibi alışveriş yapmak, &lt;br /&gt;:) Güzel bir fotoğraf makinesi alıp sevgilime hediye etmek,&lt;br /&gt;:) Dilediğim zaman ofisten çıkıp gidebilmek.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4570186596743279520-322951486440156801?l=volgayilmaz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/feeds/322951486440156801/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4570186596743279520&amp;postID=322951486440156801' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/322951486440156801'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/322951486440156801'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/2009/05/istiyorum-hem-de-coooook.html' title='İstiyorum hem de çoooook'/><author><name>Volga</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02810436791325043581</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/-Va18NhKcVpM/TusJzsh7EhI/AAAAAAAAAVY/9TmYbS5AjuA/s220/387968_10150414726533857_704443856_8665000_164198792_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4570186596743279520.post-3234879005289814762</id><published>2009-05-05T13:42:00.002+02:00</published><updated>2009-05-06T15:48:20.075+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Eskişehir Film Festivali'/><title type='text'>11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_9WuzqDoujXA/SgAmoCEc_8I/AAAAAAAAAGg/7Wzj1jycgG8/s1600-h/Filmfest.JPG"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 224px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_9WuzqDoujXA/SgAmoCEc_8I/AAAAAAAAAGg/7Wzj1jycgG8/s320/Filmfest.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5332304427998838722" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali başladı.    &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mutluyum… Günde en az bir, bazen iki ve belki üç film izleme şansı. Yabancı – yerli onlarca film. Ünlü sanatçılar, yurtdışından yönetmenler, sergiler, söyleşiler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ön sıralardan izlenen açılış töreni. Herkes çok güzel, her yer ışıl ışıl. Nebahat Çehre ve Ekrem Bora’ya verilen onur ödülleri. (Ayrıldılar mı acaba Eskişehir’den? Fotoğraf da çektiremedik ki açılışta.) Nurgül Yeşilçay’ın gözleri doldu Anadolu Üniversitesi’nde okuduğu yılları hatırlayınca AKM’deki kısacık konuşmasında. En son öğrenciyken bornozuyla Fazıl Say konserine gelmiş AKM’ye. “Herkes biliyor bu hikâyeyi,” dedi ama ben bilmiyordum, ertesi gün söyleşide anlattı yeniden. Cem Özer eşine göre daha az dikkatini çekiyor konukların ve öğrencilerin. Kulak vermek lazım, kinayeli göndermelerine. Sinemaya Katkı Ödülleri veriliyor. Bu alana emeği geçip daha az göz önünde bulunan insanların da hatırlanması mutluluk veriyor. Toplumsal duyarlılıkları benden daha gelişmiş kocam 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’yle bağdaştırıyor emek, katkı, onur ödüllerini. Açılış töreninin ardından açılış filmi. Hintli yönetmen Tarsem’den “The Fall/Düşüş”. Portakal toplarken düşüp kolunu kıran şirinlik abidesi Alexandria’yla dublörlük yaparken düşüp sakatlanan Roy’un hastane dostluğunun öyküsü. Masallarla, olağanüstü görüntülerle ve çok özel bir sonla örülü bir öykü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ertesi gün 3 saatlik KPDS’nin ardından soluğu yine sinema salonunda alıyorum. “Vicdan”ı kaçırdım ama Nurgül Yeşilçay’la söyleşiye yetiştim. Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuarı’nda okurken hayatlarında bir değişiklik yapmak istemişler arkadaşlarıyla ve düşünüp taşındıktan sonra Fazıl Say konserine bornozla gidip konserde Fazıl Say’ın dikkatini çekmeye çalışmışlar. Ama Fazıl Say fark etmemiş onları. Ve öğrencilere öğütler: “Yapmayın böyle saçmalıklar. Bornozla konsere gitmenin kime ne faydası var?” Eeee, AÜ öğrencileriyle paylaşacak eğlenceli bir anı işte! Oyunculuk, yönetmen seçimi, filmler ve diziler derken Nurgül Yeşilçay’la vedalaşıp Cem Özer söyleşisine başladık. Söyleşinin ardından “Sıcak”ı izledik. Üstüne bir de “Gökten Üç Elma Düştü”. Yeter ama bu kadar. Sınav ve filmler derken saatlerdir oturuyorum. Eve yürüyerek mi gitsek?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pazartesi sabahı ofisteyim. Her zamanki gibi ilk yarım saat gazeteleri karıştırıyorum. Hürriyet’teki festival haberinin başlığı: “Nurgül Yeşilçay otelde düştü”. Evet, Nurgül Yeşilçayu açılışa gelmeden önce otelde düşüp bacağını yaralamıştı. Bu başlığın altında Yeşilçay’ın otelde düşme öyküsü ve ardından gelen açılış haberleri. Kısa birer paragrafla anılan Onur Ödülleri, Emek Ödülü ve Sinemaya Katkı Ödülleri’nin sahiplerinin ardından fotoğraf çekmeye çalışırken birbirlerinin üzerine düşen fotoğrafçıların haberi! Film Festivali’ne hoş geldiniz! “Üç Maymun”u yine izleyemedim. Bu filmle ilgili bir talihsizliğimiz var sanırım. Ne zaman niyetlendiysek başarısızlıkla sonuçlandı girişimimiz. Bu kez de yer yokmuş. Napalım? Yan salonda Bergman’ın “Bekleyen Kadınlar”ı var. Hadi bakalım, boş durmak yok. “Bekleyen Kadınlar”a…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün de önce “Vicdan”, arkasından da “Gitmek”. Biletlerimizi önceden aldık bu kez. Hadi bakalım, elimi çabuk tutmak lazım, filmlerimi kaçırmayayım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki, bendeki bu festival merakı nerden geldi bu yıl? Şubat ayı başlarında festival başkanından aldığım bir telefonla kendimi bir an bu işin içinde buldum. Bu yıl, film festivali katalogunun çevirileri benim elimden geçti. Bu sayede, günlük rutin işlerimden uzaklaştım biraz, sinema kültürüne yakınlaştım ve festival esnasında harika zaman geçiriyorum.       (Katalog ve çeviri demişken her gün art arda gelip acilen yetişmesi gereken film özetleri ve yönetmen, oyuncu, vb. bilgilerinden ne hale geldiysem artık hem Nebahat Çehre hem de Ekrem Bora’nın doğum yılı bilgilerini yanlış yazmışım İngilizce metinlerde. İkisini de gençleştirmişim. Bana şükranlarını iletirler mi acaba?) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Program için http://eskfilmfest.anadolu.edu.tr/&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4570186596743279520-3234879005289814762?l=volgayilmaz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/feeds/3234879005289814762/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4570186596743279520&amp;postID=3234879005289814762' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/3234879005289814762'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/3234879005289814762'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/2009/05/11-uluslararas-eskisehir-film-festivali.html' title='11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali'/><author><name>Volga</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02810436791325043581</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/-Va18NhKcVpM/TusJzsh7EhI/AAAAAAAAAVY/9TmYbS5AjuA/s220/387968_10150414726533857_704443856_8665000_164198792_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_9WuzqDoujXA/SgAmoCEc_8I/AAAAAAAAAGg/7Wzj1jycgG8/s72-c/Filmfest.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4570186596743279520.post-7403297552151724965</id><published>2009-04-05T19:16:00.004+02:00</published><updated>2009-05-29T12:38:56.278+02:00</updated><title type='text'>AŞK / Elif Şafak</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_9WuzqDoujXA/Sh-7MwPUjZI/AAAAAAAAAGo/75sfxACd_uU/s1600-h/file.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 225px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_9WuzqDoujXA/Sh-7MwPUjZI/AAAAAAAAAGo/75sfxACd_uU/s320/file.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5341193510866685330" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Elif Şafak'ın son yapıtı "Aşk"tan bende kalanların bir kısmı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"... Bırak hayat sana rağmen değil, seninle beraber aksın. "Düzenim bozulur, hayatımın altı üstüne gelir" diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını?" (s. 134)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Yolun ucunun nereye varacağını düşünmek beyhude bir çabadan ibarettir. Sen sadece atacağın ilk adımı düşünmekle yükümlüsün. Gerisi zaten kendiliğinden gelir." (s. 177)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Akılcı kararlar alıp planlar yaparak hayatımızın akışını denetleyebileceğimizi zannediyoruz. Oysa balık yüzdüğü okyanusu denetleyebilir mi? Bu sadece sahte beklentiler ve hüsranlar yaratır." (s. 185)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"... Belki haddimi bilmiyorum. Ama koca bir ömrümü haddimi bilerek geçirdim ben, bir kere de olsa hudutlarımı aşmak istiyorum." (s. 324-325)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Şşş" dedi fısıldayarak. "Zihnin ne kadar kalabalık. Ne çok ses var." (s. 368)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4570186596743279520-7403297552151724965?l=volgayilmaz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/feeds/7403297552151724965/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4570186596743279520&amp;postID=7403297552151724965' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/7403297552151724965'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/7403297552151724965'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/2009/04/ask-elif-safak.html' title='AŞK / Elif Şafak'/><author><name>Volga</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02810436791325043581</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/-Va18NhKcVpM/TusJzsh7EhI/AAAAAAAAAVY/9TmYbS5AjuA/s220/387968_10150414726533857_704443856_8665000_164198792_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_9WuzqDoujXA/Sh-7MwPUjZI/AAAAAAAAAGo/75sfxACd_uU/s72-c/file.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4570186596743279520.post-6270241362493530634</id><published>2009-04-01T09:01:00.001+02:00</published><updated>2009-05-06T15:47:44.809+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Paylaşımlar'/><title type='text'>Özlem</title><content type='html'>Bir bahar günü,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzatıp ayaklarını kahveni yudumlayabilmek balkonda,&lt;br /&gt;Rüzgâra aldırmadan doyasıya güneşin tadını çıkarmak çimlerin üzerinde,&lt;br /&gt;Deniz, göl, dere, hangisi olursa artık, bir su kenarı aramak ve&lt;br /&gt;Porsuk Çayı’yla yetinmek;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun ve karanlık kış günlerini unutmak hemencecik,&lt;br /&gt;Kalın kazakları atıvermek bir anda üzerinden,&lt;br /&gt;İncecik, rengârenk giyinip yenileneceğini zannetmek;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşama daha sıkı bağlanmak üstüne gelen her şeye rağmen,&lt;br /&gt;Ve uzakları özlemek,&lt;br /&gt;Sevgilinin elini tutup arkana bakmadan çekip gidebilmeyi umut etmek…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4570186596743279520-6270241362493530634?l=volgayilmaz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/feeds/6270241362493530634/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4570186596743279520&amp;postID=6270241362493530634' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/6270241362493530634'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/6270241362493530634'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/2009/04/ozlem.html' title='Özlem'/><author><name>Volga</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02810436791325043581</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/-Va18NhKcVpM/TusJzsh7EhI/AAAAAAAAAVY/9TmYbS5AjuA/s220/387968_10150414726533857_704443856_8665000_164198792_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4570186596743279520.post-141275025341137578</id><published>2009-02-13T15:35:00.001+02:00</published><updated>2009-02-13T15:54:47.747+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Paylaşımlar'/><title type='text'>Hem “Sonbahar”ı hem de “Issız Adam”ı Sevmek</title><content type='html'>Ekşi Sözlük’teki “Sonbahar” yorumlarından bir alıntı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“gelelim filmi tek başına sırtlanmış yusuf'a... rus romanlarından kaçmış ıssız adamın daniskası yusuf'a... kendi kendine satranç oynayan, anarşik olaylara karuşmuş uşak yusuf'a... ölmek üzere olduğundan tahliyesine iki yıl kala salıverilmiş yusuf'a... bunu annesi dahil hiç kimseye itiraf edemeyen, makaroğon ismet'in cenazesi köylüler tarafından taşınırken onu kendi cenaze provasını yaparken bulduğumuz yusuf'a... sosyalizm için feda ettiği hayatının son günlerini yaşarken, çökmüş sosyalizmin başka bir ülkede fahişelik yapmaya zorladığı güzel gürcü kızı eka'ya aşık olan yusuf'a... adı gibi kararmış devasa dalgalarının rıhtımı dövdüğü karadenize son bir umutla bakan yusuf'a... &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;bizlere ne istediğini bilmeyen tırsık adamların ıssız adam diye yutturulduğu bir zamanda ıssızlığı kalbimizi yakan yusuf'a&lt;/span&gt;... daha filmin ilk sahnesinde yüzünü gördüğüm an tanıdık gelen, film boyunca düşünüp düşünüp bulamadığım, sonunda her sabah aynada gördüğümü hatırladığım yusuf'a... bizim bakamayıp kazım'a emanet ettiğimiz yusuf'a...” (cicosh, 01.02.2009 21:13)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmdeki Yusuf karakteriyle ilgili güzel bir betimleme. Benim takıldığım yer başka: “bizlere ne istediğini bilmeyen tırsık adamların ıssız adam diye yutturulduğu bir zamanda”… “Issız Adam”a gönderme. Filme yöneltilen eleştirilerin en hafiflerinden…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her iki filmi de Memduh seçmişti. Sinemaya yalnız gitseydim izler miydim bu filmleri? Büyük olasılıkla izlerdim. Ama biraz da diğer filmlere bağlı. Belki de o hafta gösterimde olan bir romantik komediyi tercih ederdim. “Issız Adam”ı gösterime girdiği ilk hafta izledik, henüz bu kadar çok şey yazılıp çizilmemişti hakkında. “Sonbahar”ı gösterime girdikten haftalar sonra izledik, çok şey yazılmıştı hakkında belki ama ben hiçbirini okumamıştım. Her iki filmden çıktığımda da iyi birer film izlemiş olmanın hazzı vardı içimde. Film tekniği veya sanatsal nitelik açısında değerlendirme yapmam mümkün değil. Bu alanda hiçbir yetkinliğim yok ve o kadar iyi bir sinema izleyicisi olduğumu söyleyemem. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Issız Adam”dan çok etkilendim çünkü tanıklık etmeyi, içinde olmayı sevdiğim bir yaşam tarzına ait bir film. Kent yaşamı… Siyasi veya ideolojik göndermeler ve üst düzey sosyal kaygılar taşımadan, bireylere odaklanarak bir kadın-erkek ilişkisini ama aynı zamanda bireylerin kendileriyle ilişkilerini, kendilerinden kaçışlarını konu eden bir film… Toplumsal gerçekçi değil belki ama bireysel gerçekçi… Toplumun büyük bir kısmının içinde yaşadığı bir kesite değil belki ama toplumumuzda var olan bir yaşam kesitine ait…      &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Sonbahar”dan çok etkilenmiştim çünkü farklı bir film. Aşırıya kaçmadan hem toplumsal hem de bireysel kaygıları yansıtan bir film. Yaşanmışlıkların birey üzerindeki etkisini, bireyin günlük yaşamından küçük kesitlerle çok güzel anlatıyor. Bu arada, yeşil, sarı ve beyaz Karadeniz görüntüleri de ayrı bir renk katıyor filmin seyrine. Karakterlerin ve oyuncuların doğallığı hemen dikkat çekiyor. Yavaş yavaş birbirini izleyen kareler, yaşamın hızına kapılmanın aslında bize ne kadar zarar verdiğini hatırlatıyor sanki. Doğayı ve kendimizle baş başa kalmayı ne kadar özlediğimizi, yaşamdan peşinden koştuğumuz onca şeyin aslında bu kadar ilgiyi hiç de hak etmediğini hatırlatıyor…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak, “Issız Adam” ve “Sonbahar” karakterleri, konuları, hissettirdikleri, bakış açıları, vb. birçok yönden birbirinden çok farklı iki film. Her iki filmle ilgili duygularımı ne kadar anlatabildim bilmiyorum ama ikisi de bende iz bırakanlar arasında yerini aldı. Asıl söylemek istediğim, yukarıdaki Ekşi Sözlük alıntısının bende uyandırdığı kaygı. Neden iki filmi iki ayrı uçtaymış gibi düşünmemiz gerekiyor? Evet, yukarıdaki alıntı öznel bir düşünce sadece belki ama yaşamda hemen hemen her şeye benzer yargılar yüklendiğini hissediyorum. Şunu seviyorsan bunu sevmiyorsundur, şuraya gidiyorsan buraya gitmiyorsundur, şu yazarları okuyorsan bu yazarları okumuyorsundur, şu müziği dinliyorsan bu öüziği dinlemiyorsundur, şuradan alışveriş yapıyorsan buradan yapmıyorsundur, şu kişiyle bir şeyler paylaşıyorsan bu kişiyle de paylaşıyor olamazsın… İki arada bir derede bir yaşam sanki… Oysa ben Alper’de de Yusuf’ta da kendimden o kadar çok şey buldum ki…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4570186596743279520-141275025341137578?l=volgayilmaz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/feeds/141275025341137578/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4570186596743279520&amp;postID=141275025341137578' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/141275025341137578'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/141275025341137578'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/2009/02/hem-sonbahar-hem-de-issz-adam-sevmek.html' title='Hem “Sonbahar”ı hem de “Issız Adam”ı Sevmek'/><author><name>Volga</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02810436791325043581</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/-Va18NhKcVpM/TusJzsh7EhI/AAAAAAAAAVY/9TmYbS5AjuA/s220/387968_10150414726533857_704443856_8665000_164198792_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4570186596743279520.post-1962867882657360534</id><published>2009-01-23T11:08:00.003+02:00</published><updated>2009-02-13T15:54:47.747+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Paylaşımlar'/><title type='text'>Karanlıkta Düşler, Aydınlıkta Düş Kırıklıkları</title><content type='html'>Pek afili bir başlık oldu, içerik düş kırıklığı yaratmasın sakın... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akşamüzeri güneş batmaya başladığında kendimi kötü hissederim bazen, hüzün müdür, üzüntü müdür bilmiyorum, tuhaf bir duygu anıdır. Ama evime vardığımda veya Memduh’la buluşup sohbete başladığımızda hüzün kaybolup gider çoğu zaman. Yerini de düşlere bırakır. Memduh’a sormak lazım, sanırım hiçbir akşam yoktur ona “yarın şunu yapayım/yapalım, ne zamandır erteliyorum şunu da yapayım arık, onunla konuşayım, bununla görüşeyim, şu işi tamamlayayım, bu işe başlayayım” demediğim. Güzel planlardır bunlar hep, aylardır aranmayan dostlar aranacaktır, görüşülmeyen arkadaşlarla yemeğe çıkılacaktır, teze başlanacaktır artık, tez danışmanlarına e-posta gönderilecektir, yarım kalan çalışmalar tamamlanacaktır, günlerdir ertelenen konuşma yapılacaktır hocalarla, aylar öncesinden karar verilen kursa başvurulacaktır artık, vb. vb. Nasıl da heyecanla anlatırım veya kendi içimde yaşarım ertesi günü bu güzel planlarını ister küçücük bir şey olsun isterse çok önemli. Çoğunu ajandama kaydederim, gruplayarak, düzenleyerek, gerekli ek bilgileri de yanı başına not ederek. Bu güzel düşlerle dalarım uykuya… Ertesi sabah uyandığımda dün geceki düşlerin her biri gün boyu taşınması gereken ağır bir yüke dönüşmüştür. Sabah işe gelip ajandamı açtığımda her birini ertelemek için bahaneler bulurum kendimce. Çok da yaratıcıyımdır bahane bulma konusunda. Yapılması zorunlu olanları hallederim. Zorunluluklar her zaman yerine getirilir, ama diğerlerini ertelemek için her zaman “geçerli” mazeretler vardır. Böylece, gecenin düşleri gündüz düş kırıklıklarına dönüşür ve gün sona ererken yerini yeni düşlere bırakır…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4570186596743279520-1962867882657360534?l=volgayilmaz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/feeds/1962867882657360534/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4570186596743279520&amp;postID=1962867882657360534' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/1962867882657360534'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/1962867882657360534'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/2009/01/karanlkta-dler-aydnlkta-d-krklklar.html' title='Karanlıkta Düşler, Aydınlıkta Düş Kırıklıkları'/><author><name>Volga</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02810436791325043581</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/-Va18NhKcVpM/TusJzsh7EhI/AAAAAAAAAVY/9TmYbS5AjuA/s220/387968_10150414726533857_704443856_8665000_164198792_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4570186596743279520.post-159395825521445849</id><published>2008-08-17T10:29:00.002+02:00</published><updated>2008-08-17T10:31:46.355+02:00</updated><title type='text'>Hayat felsefeniz?</title><content type='html'>İnsan doğar, yaşar, ölür. buna hayat deniyor. Mesut yaşadınsa, zevk aldınsa bu güzeldir. Bir de zevk almadan yaşayanlar vardır. O da bir aptallıktır.&lt;br /&gt;Ara Güler&lt;br /&gt;Hürriyet Pazar, 17.08.2008&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4570186596743279520-159395825521445849?l=volgayilmaz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/feeds/159395825521445849/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4570186596743279520&amp;postID=159395825521445849' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/159395825521445849'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/159395825521445849'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/2008/08/hayat-felsefeniz.html' title='Hayat felsefeniz?'/><author><name>Volga</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02810436791325043581</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/-Va18NhKcVpM/TusJzsh7EhI/AAAAAAAAAVY/9TmYbS5AjuA/s220/387968_10150414726533857_704443856_8665000_164198792_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4570186596743279520.post-2748696954550753119</id><published>2008-08-15T23:14:00.007+02:00</published><updated>2011-10-19T10:32:07.543+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Okuyorum'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Paylaşımlar'/><title type='text'>Çocuk Edebiyatı, Çocukluk...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_9WuzqDoujXA/SKczijtCIqI/AAAAAAAAAEc/4LQD9wPrf_4/s1600-h/06020743.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_9WuzqDoujXA/SKczijtCIqI/AAAAAAAAAEc/4LQD9wPrf_4/s320/06020743.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5235209760634184354" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bugün Devlet Konservatuarı öğretim üyesi ve oyun yazarı Hasan Erkek’le yaptığımız sohbet ve yazışmalar beni çocukluğuma ve çocukluğumla ilgili en belirgin anılarıma, yani kitaplarıma götürdü. Ucundan kıyısından da olsa edebiyatın içinde olmaya çalışıyorum, en azından nitelikli bir okur olarak. Okuduğum her kitaptan ayrı bir tat alsam da çocukluk kitaplarımın tatlarını, kokularını, zevklerini taşıyorum her an. Başladığım her kitapta aynı tadı arıyorum ve sonunda o tadı bulamamanın düş kırıklığını yaşıyorum hep. Çocuklukta kitapla kurulan ilişkiler bir başka oluyor belki de… Ya da en azından benimkiler öyleydi. Vivet Kanetti’nin Türkçeleştirdiği Goscinny ve Sempe’nin Pıtırcık serisi ile Astrid Lindgren’in Uzunçoraplı Kız Pippi serisini kaçar kez okuduğumu bilmem mümkün değil. Her iki serinin de tüm kitaplarının ciltleri paramparça olmuştu defalarca kez okunmaktan. Hala hemen hemen her kitabevine gidişimde elime bir Pıtırcık kitabı alıp bir öykü okurum. Behrengi’nin Küçük Kara Balık’ını babamdan dinlemeye başladığımda henüz okuma yazmayı öğrenmemiştim. Pelikan denen o kuşu merak ettim yıllarca. Rıfat Ilgaz'ın Bacaksız öyküleri, Namık Doymuş’un Tomustan Böceği, Andersen, Grimms ve Ezop Masalları, Yalvaç Ural’ın Gözü Boynuz ile İzi Yaldız’ı, Marcel Ayme’nin Delfin ve Marinet’i, İhmal Amca’nn Şeytan Uçurtması, Güngör Dilmen’in Kuyruklu Masallar’ı ve diğerleri… Çocukluğuma kattığınız tat için teşekkürler…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4570186596743279520-2748696954550753119?l=volgayilmaz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/feeds/2748696954550753119/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4570186596743279520&amp;postID=2748696954550753119' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/2748696954550753119'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/2748696954550753119'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/2008/08/ocuk-edebiyat-ocukluk.html' title='Çocuk Edebiyatı, Çocukluk...'/><author><name>Volga</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02810436791325043581</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/-Va18NhKcVpM/TusJzsh7EhI/AAAAAAAAAVY/9TmYbS5AjuA/s220/387968_10150414726533857_704443856_8665000_164198792_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_9WuzqDoujXA/SKczijtCIqI/AAAAAAAAAEc/4LQD9wPrf_4/s72-c/06020743.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4570186596743279520.post-6093493042735906932</id><published>2008-07-24T21:49:00.002+02:00</published><updated>2008-08-02T12:56:56.552+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Paylaşımlar'/><title type='text'>İç Sesler</title><content type='html'>Yazar olmadığıma göre ve hiçbir zaman da olmayacağıma göre Elif Şafak’ın Siyah Süt’teki iç seslerine “özenerek” kendi iç seslerimi tanımlamaya çalışmamın hiç kimseye zararı olmayacaktır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim iç seslerimden en çok konuşanı Öznel Mükemmel Hanım’dır. Ah bir bilseniz nasıl hassastır o. Her an ortaya çıkabilir. En ufak bir iç veya dış etken onun sesini yükseltebilir. Onun sesinin yükseldiği anları bir de bana sorun! Tam bir kâbus. Konuşmaya bir başladı mı onu susturmak ne mümkün. O konuştukça ben susarım, köşeme çekilirim, hiç çıkmak istemem, kimseyi görmek istemem. Her şey için beni suçlar Öznel Mükemmel Hanım. En ufak bir başarısızlığı bile affetmez. Yerden yere vurur beni her başarısızlıkta. Hep güçlü görmek ister. Sürekli başkalarıyla karşılaştırır. Hep başarılı insanlarla, “mükemmel” insanlarla. Hayatımı onlarla geçirip onları örnek almamı ister. Ben bu “mükemmel” insanların yanındayken o da durmadan konuşur: “Bak neler neler yapmış, nasıl da anlatıyor güzel güzel. Ya sen? Bir de kendine bak! Otuz yaşına geldin, ortada bir şey yok hala. Öğrenci misin öğretmen misin belli değil. Altı yıl oldu işe başlayalı, orada burada boşu boşuna zaman kaybettin. Senin yaşıtların doktoralarını alıp öğretim üyesi oldu, geziniyor ortalarda. Hadi tamam, diyelim ki senin de akademik başarıların yadsınamaz, iyi bir dereceyle üniversiteye girdin ve mezun oldun, yüksek lisans yaptın, fena sayılmaz bir tez yazdın, çok matah şeyler olmasa da iki kitap çevirdin. Peki ama başka ne yaptın? Bu yaşına geldin, doğru dürüst bir ilgi alanın yok, enstrüman çalamazsın, spor yapmazsın, resimden, müzikten, sinemadan anlamazsın. Saçma sapan zaman geçiriyorsun sen kuzum. Doğa için, çevre için bir şey yaptın mı hiç bugüne kadar? Sokak çocuklarıyla ilgilendin mi? Lösemili çocuklara yardım ettin mi? Sokak hayvanlarını korudun mu? Hayır. E sen ne işe yararsın kuzum? Peki tamam, hayır işlerine bulaşmadın, sadece kendini düşünerek yaşıyorsun ama kendin için ne yapıyorsun kuzum? Yok yok, bu böyle olmayacak. Hep diyorum sana, bırakma kendini, bir yerlerden başlaman lazım. Bak bak, en az onlar kadar başarılı olmalısın, en az onlar kadar güvenmelisin kendine, en az onlar kadar iyi ilişkilerin olmalı, en az onlar kadar sevilmelisin…” YETER! YETER! YETER! Her seferinde isyan ediyorum Öznel Mükemmel Hanım’a. O konuşmaya başladığında yok olmak, kaybolmak istiyorum. Bazen de onun sözünü tutup hayatımı değiştirmek için “ciddi” kararlar alıyorum. Ama onun istediği gibi olmak mümkün mü? Yaptığım her şeyde bir kusur bulur. Çevirilerimde, bildirilerimde, sunumlarımda, tezlerimde; hatta yazdığım maillerde, herhangi bir lafımda sözümde; işte, alışverişte, yolda, sokakta… Her şey usulüne, kuralına göre yapılmalıdır ona göre. Kuralları yıkmak büyük suçtur. Bu kurallar elbette yalnızca yazılı kurallar, yönetmelikler, yasalar değil. Toplum kuralları, hayatın kuralları da var. Onları asla ihmal etmemek gerekir. Laf aramızda, bu blog da onun yüzünden güncellenemiyor aylardır. Ne yazmaya, ne eklemeye kalkışsam beğenmiyor. “Sen lise öğrencisi değilsin, saçma sapan şeyler yazma web günlüğüne. Sen yetişkinsin, üstelik bir üniversite çalışanısın. Daha mantıklı, daha düzeyli paylaşımlarda bulunmalısın insanlarla,” diyor Öznel Mükemmel.    &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa Özgür Özgüven Hanım öyle mi? Başkadır o. Ama sorun şu ki, pek sık çıkaramıyor sesini. Öznel Mükemmel Hanım bastırmaya çalışır onu. Özgür Özgüven Hanım’a göre insanların kendi kuralları olmalı hayatta; toplumun, hayatın, hukukun kurallarından çok kendi kurallarıyla yaşamalı insan. Ve elbette diğer kurallar gibi kendi kuralları da insanın yıkılmaz, sarsılmaz olmamalı. Değişmeli zaman ve yenilikler karşısında. İnsanı değişime, dönüşüme taşımalı. İnsan her şeyden önce özgür olmalı. Özgür olabilmek için ne istediğini bilmek gerekir. Ne istediğini bilmek için de kendine güvenmek gerekir. Belki de tam tersi: Ne istediğini bilmek için özgür olmak gerekir. Özgür olmak için de kendine güvenmek gerekir. Pek bir mutlu olurum Özgür Özgüven Hanım konuşmaya başladığında. Yaptığım her işte, başıma gelen her şeyde, mutlaka olumlu bir taraf, bir güzellik bulur o. “Yaşadığın olumsuzluklar senin sorun çözme becerilerini güçlendiriyor,” der ve “çözdüğün her sorun kendine güvenini biraz daha sağlamlaştırıyor. Kendine güvendikçe kendini buluyorsun, kendini gerçekleştiriyorsun. Yeter ki sorunlarından kaçma. Onları çözmek için çaba harca. Her sorunun mutlaka bir çözümü vardır. Bulduğun çözümler işe yaradıkça kendindeki değişimi fark edeceksin. Baktın ki işe yaramıyor, o zaman sorunu kabullenmek ve onunla yaşamayı öğrenmek için çaba harcaman gerekecek. Eğer tüm çözüm yollarını tükettiysen kabullenme sürecini daha kolay geçirirsin. Ama çözüme dönük çaba harcamadan kabullenmeye çalışırsan çok zorlanırsın ve daha üzücü bir süreç yaşarsın.” Bazen sinirlerimi bozar onun bu lafları. “Kendini geliştirme kitaplarından fırlayan sözler bunlar,” diye düşünürüm. Ama onun sözünü dinlediğimde yaşadığım mutluluk ve doyum bir başkadır. Elimdeki güzelliklere sahip çıkıp onları kaybetmeden arttırmam için destek verir bana Özgür Özgüven Hanım. Bu güzelliklerin bana güven katmasını öğütler. Sağlığımın değerini hatırlatır, evliliğimin eşsizliğini anımsatır, anne ve babamla geçirdiğim zamanların ve onların bana duyduğu güvenin değerini aklımdan çıkarmaz, kardeşimin yaşattığı mutluluklarla gülümsetir beni, başarılarımı hatırlatır. Eşim bana her sarıldığında, onun her teselli sözcüğünde, annemin sesini her duyduğumda, yapbozumu bitirdiğimde, bir dostum sadece hal hatır sormak için aradığında, kardeşim beni “facebook”ta “sevecen, zeki, tatlı ve güvenilir” olarak tanımladığında, evime her adım attığımda, çok sevdiğim bir elbiseyi aldığımda, çiçeklerimiz açtığında, aldığım ve verdiğim her hediyede yaşadığım bazen büyük bazen küçük, bazen kocaman bazen küçücük mutlulukları hatırlatır.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kötümser Kırılgan Hanım’la çatışır sık sık Özgür Özgüven Hanım. Her işte bir olumsuzluk bulur benim Kötümser Kırık Hanım. Ona göre, ne yaparsam yapayım, hiçbir şey yolunda gitmeyecektir. Bardağın yarısı hep boştur, yola çıkarsam kesin başıma kötü bir şey gelecek, küçücük bir risk bile olumsuzlukla sonuçlanacak, asla istediğim kadar para kazanamayacağım, asla memnun olduğum bir iş ortamım olmayacak, ne yaparsam yapayım sunumum iyi geçmeyecek, bu tatil için izin almam mümkün değil, bu davetim kesinlikle kabul edilmeyecek… Asla sonu gelmez bu olumsuzlukların. Çok da yaratıcıdır Kötümser Kırılgan Hanım. Bazen öyle olumsuzluklar bulur ki inanamazsınız. Böyle bir şeyin olması mümkün değil dersiniz, oysa o inanır. Çok da kırılgandır. En ufak bir reddedilmeyi hakaret olarak algılar. “Bak işte gördün mü seninle zaman geçirmeyi sevmiyor. Öğle yemeği davetini hiç düşünmeden reddetti.” Öznel Mükemmel Hanım’la çok iyi anlaşır Kötümser Kırılgan Hanım. İkisi işbirliği yapıp konuşmaya başladığında mümkün müdür başını kaldırıp yoluna devam edebilmek? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne mükemmelim, ne özgürüm, ne de kötümserim. Hepsiyim, hiçbiriyim. Zor biriyim. Başkaları için ne kadar zor biriyim bilmiyorum ama kendim için çok zorum çok. Kendi kendimle güç bela başa çıkıyorum bazen. Yaşamın karşıma çıkardığı karar anlarında mükemmellik ve özgürlük arasında seçim yapmaya çalışırken kötümserlik de ağır basınca arapsaçına dönüyor karar verme süreçleri. “Karar verme süreçleri” çok ağır oturaklı mühim bir lafmış gibi gelir bazen. Oysa yaptığımız seçime göre bizi derinden etkileyecek kadar hayati değildir kararlarımız her zaman. Bazı insanların bir “süreç” olarak tanımlanacak kadar bile zaman ayırmadığı anlık kararları günlerimi, haftalarımı alır bazen. İçimdeki hanımların mücadelesine yenik düşer kararlarım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4570186596743279520-6093493042735906932?l=volgayilmaz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/feeds/6093493042735906932/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4570186596743279520&amp;postID=6093493042735906932' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/6093493042735906932'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/6093493042735906932'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/2008/07/normal-0-21-false-false-false.html' title='İç Sesler'/><author><name>Volga</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02810436791325043581</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/-Va18NhKcVpM/TusJzsh7EhI/AAAAAAAAAVY/9TmYbS5AjuA/s220/387968_10150414726533857_704443856_8665000_164198792_n.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4570186596743279520.post-6032527954952685059</id><published>2008-07-23T11:05:00.003+02:00</published><updated>2008-07-24T21:58:17.541+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Paylaşımlar'/><title type='text'>Kadın yazar...</title><content type='html'>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;        Erkek yazarlar evvela “yazar” olarak algılanırlar, sonra “erkek”. Kadın yazarlar ise evvela “kadın”, sonra “yazar”.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;o:p&gt;        &lt;/o:p&gt;Ne yaşamlar, ne kayıplar, ne özlemler, ne hayaller gizliyor Elif Şafak Siyah Süt’te bu kısacık iki cümlenin içine, sadece yazarlara indirgemeden okuyabilirsek cümleleri. Kadın-erkek eşitliği, pozitif-negatif ayrımcılık derken upuzun yollar kaydettiğimizi zannediyoruz kadınların erkekler karşısındaki konumunda. Oysa yaşadığımız ortamın gerçeklerine baktığımızda bir arpa boyu yol gittiğimizi görüyoruz. Sadece yazarlar için mi geçerli Elif Şafak’ın yukarıdaki gerçekliği? Hepimiz aynı koşullarda yaşamıyor muyuz? En gelişmiş farz ettiğimiz ülkelerde bile hayallerinden, hatta hayatlarından vazgeçmiyor mu kadınlar evlilikleri ve çocukları için? “Aile” için, “çocuk” için değer diyorlar belki de dünyanın binlerce yıllık geleneklerini hiç sorgulama gereği duymadan?&lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;span style=""&gt;            &lt;/span&gt;      Hala hayretle, gıptayla ya da küçümsemeyle bakmıyor muyuz kucağında bebek taşıyan yalnız bir “erkek” gördüğümüzde sokakta? Oysa ne kadar da sıradan bir görüntü oluşturur kucağında bebek ve elinde çantalarla otobüsten inmeye çalışan bir kadın. Televizyon reklamlarımız, dizilerimiz, gazetelerimiz kadının annelik ve ev hâkimiyeti rolünü bas bas bağırarak hatırlatmıyor mu her an? “Süper annelerin süper temizlik gücü”… Elbette, “süper babaların süper temizlik gücü” diyecek hali yok ya. Babalar süperdir ama temizlik gücüne ihtiyacı yoktur, temizlik annenin işidir. Evcilik oynayan ufaklıklardan erkek olanı, ailenin ekmek parasını kazanıp eve dönmenin gururuyla kız olan diğer ufaklığa soruyor: “Bugün ne yaptın?” (gibi bir şey, yemek için ne hazırladın anlamında). Buyrun bakalım! Kadınlık ve erkeklik rollerimiz çok küçük yaşlarda hazır değil mi? Bu reklamlarla, filmlerle - bırakın reklamları, filmleri - evdeki rol modellerle yetişen bir kız çocuğu hangi okulları bitirirse bitirsin, hangi işte çalışırsa çalışsın öncelikle kadındır, kadın işçidir, kadın öğretmendir, kadın mühendistir, kadın yöneticidir…&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4570186596743279520-6032527954952685059?l=volgayilmaz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/feeds/6032527954952685059/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4570186596743279520&amp;postID=6032527954952685059' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/6032527954952685059'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/6032527954952685059'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/2008/07/kadn-yazar.html' title='Kadın yazar...'/><author><name>Volga</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02810436791325043581</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/-Va18NhKcVpM/TusJzsh7EhI/AAAAAAAAAVY/9TmYbS5AjuA/s220/387968_10150414726533857_704443856_8665000_164198792_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4570186596743279520.post-4071519760863651104</id><published>2007-12-24T15:16:00.000+02:00</published><updated>2007-12-28T13:37:39.440+02:00</updated><title type='text'>MUTLU YILLAR!!!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_9WuzqDoujXA/R2-zDgeNxtI/AAAAAAAAAD8/Nhug29g2ksc/s1600-h/resolutions.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://1.bp.blogspot.com/_9WuzqDoujXA/R2-zDgeNxtI/AAAAAAAAAD8/Nhug29g2ksc/s200/resolutions.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5147529771945412306" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Herkese mutlu, sağlıklı ve başarılı bir yıl diliyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;I wish you all a happy, healthy and successful year...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4570186596743279520-4071519760863651104?l=volgayilmaz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/feeds/4071519760863651104/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4570186596743279520&amp;postID=4071519760863651104' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/4071519760863651104'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/4071519760863651104'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/2007/12/mutlu-yillar.html' title='MUTLU YILLAR!!!'/><author><name>Volga</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02810436791325043581</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/-Va18NhKcVpM/TusJzsh7EhI/AAAAAAAAAVY/9TmYbS5AjuA/s220/387968_10150414726533857_704443856_8665000_164198792_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_9WuzqDoujXA/R2-zDgeNxtI/AAAAAAAAAD8/Nhug29g2ksc/s72-c/resolutions.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4570186596743279520.post-7298637369659108997</id><published>2007-09-01T00:03:00.001+02:00</published><updated>2007-09-01T00:03:13.831+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" bgcolor="#FFFFFF"&gt;&lt;tr&gt;&lt;td&gt;&lt;a target="_blank" href="http://www.smilebox.com/play/4d5445314d7a6b794e513d3d0d0a&amp;campaign=blog_playback_link"&gt;&lt;img style="border: none" width="386" height="303" src="http://www.smilebox.com/snap/4d5445314d7a6b794e513d3d0d0a.jpg" alt="Birthday Balloons" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td&gt;&lt;a target="_blank" href="http://www.smilebox.com/?partner=hallmark&amp;amp;campaign=blog_logo"&gt;&lt;img style="border: none" width="386" height="42" src="http://www.smilebox.com/images/blogLogoSmilebox.gif" alt="Powered by Smilebox" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td align="center"&gt;&lt;a target="_blank" href="http://www.smilebox.com/play/4d5445314d7a6b794e513d3d0d0a&amp;campaign=blog_playback_link"&gt;Click to play&lt;/a&gt;&lt;span&gt; | &lt;/span&gt;&lt;a target="_blank" href="http://www.smilebox.com/makeYourOwnRedirect.jsp?partner=hallmark&amp;amp;campaign=blog_post_makeyourown"&gt;Make your own Smilebox&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4570186596743279520-7298637369659108997?l=volgayilmaz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/feeds/7298637369659108997/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4570186596743279520&amp;postID=7298637369659108997' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/7298637369659108997'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/7298637369659108997'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/2007/09/click-to-play-make-your-own-smilebox.html' title=''/><author><name>Volga</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02810436791325043581</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/-Va18NhKcVpM/TusJzsh7EhI/AAAAAAAAAVY/9TmYbS5AjuA/s220/387968_10150414726533857_704443856_8665000_164198792_n.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4570186596743279520.post-4145874753192198020</id><published>2007-08-31T12:37:00.001+02:00</published><updated>2007-08-31T14:01:04.946+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İstanbul'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_9WuzqDoujXA/Rtfzf7aRp2I/AAAAAAAAADU/2U_1rFeabrE/s1600-h/istanbul+%28118%29.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer;" src="http://2.bp.blogspot.com/_9WuzqDoujXA/Rtfzf7aRp2I/AAAAAAAAADU/2U_1rFeabrE/s200/istanbul+%28118%29.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5104816432497141602" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_9WuzqDoujXA/RtfwmLaRp0I/AAAAAAAAADE/ow6Vhkqiqt0/s1600-h/istanbul+%2854%29.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer;" src="http://3.bp.blogspot.com/_9WuzqDoujXA/RtfwmLaRp0I/AAAAAAAAADE/ow6Vhkqiqt0/s200/istanbul+%2854%29.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5104813241336440642" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_9WuzqDoujXA/RtfvzbaRpyI/AAAAAAAAAC0/0gOVGDePPCU/s1600-h/istanbul+%28473%29.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/_9WuzqDoujXA/RtfvzbaRpyI/AAAAAAAAAC0/0gOVGDePPCU/s200/istanbul+%28473%29.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5104812369458079522" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_9WuzqDoujXA/RtfyqbaRp1I/AAAAAAAAADM/ZtG_I-nOX-s/s1600-h/istanbul+%28365%29.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 201px; height: 150px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_9WuzqDoujXA/RtfyqbaRp1I/AAAAAAAAADM/ZtG_I-nOX-s/s200/istanbul+%28365%29.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5104815513374140242" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dostlarımız, sevdiklerimizle de çok güzel zaman geçirdik....&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4570186596743279520-4145874753192198020?l=volgayilmaz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/feeds/4145874753192198020/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4570186596743279520&amp;postID=4145874753192198020' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/4145874753192198020'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/4145874753192198020'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/2007/08/dostlarmz-sevdiklerimizle-de-ok-gzel.html' title=''/><author><name>Volga</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02810436791325043581</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/-Va18NhKcVpM/TusJzsh7EhI/AAAAAAAAAVY/9TmYbS5AjuA/s220/387968_10150414726533857_704443856_8665000_164198792_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_9WuzqDoujXA/Rtfzf7aRp2I/AAAAAAAAADU/2U_1rFeabrE/s72-c/istanbul+%28118%29.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4570186596743279520.post-4788224784108848533</id><published>2007-08-31T12:32:00.001+02:00</published><updated>2007-08-31T14:01:04.947+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İstanbul'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_9WuzqDoujXA/Rtfu97aRpxI/AAAAAAAAACs/QcdCL8AkFYE/s1600-h/istanbul+%28477%29.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer;" src="http://2.bp.blogspot.com/_9WuzqDoujXA/Rtfu97aRpxI/AAAAAAAAACs/QcdCL8AkFYE/s200/istanbul+%28477%29.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5104811450335078162" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_9WuzqDoujXA/RtfuoraRpwI/AAAAAAAAACk/55hypNoV8vA/s1600-h/istanbul+%2838%29.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer;" src="http://1.bp.blogspot.com/_9WuzqDoujXA/RtfuoraRpwI/AAAAAAAAACk/55hypNoV8vA/s200/istanbul+%2838%29.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5104811085262857986" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Sabahın erken saatlerinde, denize karşı spor yapmak ne kadar da eğlenceli Kadıköy sahillerinde...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4570186596743279520-4788224784108848533?l=volgayilmaz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/feeds/4788224784108848533/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4570186596743279520&amp;postID=4788224784108848533' title='3 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/4788224784108848533'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/4788224784108848533'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/2007/08/sabahn-erken-saatlerinde-denize-kar.html' title=''/><author><name>Volga</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02810436791325043581</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/-Va18NhKcVpM/TusJzsh7EhI/AAAAAAAAAVY/9TmYbS5AjuA/s220/387968_10150414726533857_704443856_8665000_164198792_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_9WuzqDoujXA/Rtfu97aRpxI/AAAAAAAAACs/QcdCL8AkFYE/s72-c/istanbul+%28477%29.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4570186596743279520.post-5580547105531663902</id><published>2007-08-31T12:16:00.000+02:00</published><updated>2007-08-31T14:01:09.402+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İstanbul'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_9WuzqDoujXA/RtfskbaRpvI/AAAAAAAAACc/D4jy8PSmje4/s1600-h/istanbul+%2850%29.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/_9WuzqDoujXA/RtfskbaRpvI/AAAAAAAAACc/D4jy8PSmje4/s200/istanbul+%2850%29.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5104808813225158386" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_9WuzqDoujXA/Rtfr7LaRpuI/AAAAAAAAACU/NmtJH99KXEU/s1600-h/istanbul+%2847%29.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://3.bp.blogspot.com/_9WuzqDoujXA/Rtfr7LaRpuI/AAAAAAAAACU/NmtJH99KXEU/s200/istanbul+%2847%29.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5104808104555554530" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Şükrü Saracoğlu Stadyumu'nu da bir kez daha tavaf ettik dünya gözüyle. Tabii Fenerium'dan hediyeler de almak lazım Memduh'a...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4570186596743279520-5580547105531663902?l=volgayilmaz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/feeds/5580547105531663902/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4570186596743279520&amp;postID=5580547105531663902' title='4 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/5580547105531663902'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/5580547105531663902'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/2007/08/kr-saracolu-stadyumunu-da-bir-kez-daha.html' title=''/><author><name>Volga</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02810436791325043581</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/-Va18NhKcVpM/TusJzsh7EhI/AAAAAAAAAVY/9TmYbS5AjuA/s220/387968_10150414726533857_704443856_8665000_164198792_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_9WuzqDoujXA/RtfskbaRpvI/AAAAAAAAACc/D4jy8PSmje4/s72-c/istanbul+%2850%29.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4570186596743279520.post-4148664011634256430</id><published>2007-08-31T11:56:00.001+02:00</published><updated>2007-08-31T14:01:09.402+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İstanbul'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_9WuzqDoujXA/RtfovLaRptI/AAAAAAAAACM/0De9gyabb9c/s1600-h/istanbul+%2830%29.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 197px; height: 148px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_9WuzqDoujXA/RtfovLaRptI/AAAAAAAAACM/0De9gyabb9c/s200/istanbul+%2830%29.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5104804599862240978" border="0" /&gt;&lt;span style="font-family: arial;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Hem Boğaziçi Üniversitesi Kütüphanesi'nde kaynak taraması yapmak hem de biraz kafamızı dağıtmak için düştük İstanbul yollarına. Hem de trenle. Ne güzelmiş uzun muhabbetler ve şirinliklerle geçen tren yolculukları. Özlemişiz. Uzun zamandır tren yolculuğu yapmıyorduk.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4570186596743279520-4148664011634256430?l=volgayilmaz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/feeds/4148664011634256430/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4570186596743279520&amp;postID=4148664011634256430' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/4148664011634256430'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/4148664011634256430'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/2007/08/hem-boazii-niversitesi-ktphanesinde.html' title=''/><author><name>Volga</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02810436791325043581</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/-Va18NhKcVpM/TusJzsh7EhI/AAAAAAAAAVY/9TmYbS5AjuA/s220/387968_10150414726533857_704443856_8665000_164198792_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_9WuzqDoujXA/RtfovLaRptI/AAAAAAAAACM/0De9gyabb9c/s72-c/istanbul+%2830%29.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4570186596743279520.post-6541083130012641999</id><published>2007-07-30T20:29:00.000+02:00</published><updated>2007-08-31T13:00:18.869+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Evimiz'/><title type='text'>Balkon sefası</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_9WuzqDoujXA/Rq40B4n5I6I/AAAAAAAAABc/Auc507DaRpI/s1600-h/HPIM8980.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://1.bp.blogspot.com/_9WuzqDoujXA/Rq40B4n5I6I/AAAAAAAAABc/Auc507DaRpI/s320/HPIM8980.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5093065435586831266" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 102, 0);"&gt;Son iki gündür balkona kamp kurmuş durumdayız. Ama bu fotoğraf biraz eski. Balkonumuzun Mayıs ayındaki hali böyleydi. Şimdi çiçeklerimizin bir kısmı soldu. Ama yeni çiçeklerimiz var. Ayrıca küçük biber ve domateslerimiz de var saksıda. Yakında onlar da çiçek açıp meyve verecek...&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4570186596743279520-6541083130012641999?l=volgayilmaz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/feeds/6541083130012641999/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4570186596743279520&amp;postID=6541083130012641999' title='8 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/6541083130012641999'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/6541083130012641999'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/2007/07/balkon-sefas.html' title='Balkon sefası'/><author><name>Volga</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02810436791325043581</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/-Va18NhKcVpM/TusJzsh7EhI/AAAAAAAAAVY/9TmYbS5AjuA/s220/387968_10150414726533857_704443856_8665000_164198792_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_9WuzqDoujXA/Rq40B4n5I6I/AAAAAAAAABc/Auc507DaRpI/s72-c/HPIM8980.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4570186596743279520.post-1824385842872664120</id><published>2007-07-24T14:03:00.001+02:00</published><updated>2007-08-31T14:01:20.858+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İspanya'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_9WuzqDoujXA/RqXrIYn5I4I/AAAAAAAAABM/02kdOLhrwd8/s1600-h/Madrid+014.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 248px; height: 188px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_9WuzqDoujXA/RqXrIYn5I4I/AAAAAAAAABM/02kdOLhrwd8/s400/Madrid+014.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5090733483093468034" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_9WuzqDoujXA/RqXqx4n5I3I/AAAAAAAAABE/wy4zBVb_ZhE/s1600-h/tarragona+photos+221.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 291px; height: 236px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_9WuzqDoujXA/RqXqx4n5I3I/AAAAAAAAABE/wy4zBVb_ZhE/s400/tarragona+photos+221.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5090733096546411378" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Orhan Pamuk İspanyol kitabevlerinde. Kapak resimleri dikkatinizi çekti mi?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4570186596743279520-1824385842872664120?l=volgayilmaz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/feeds/1824385842872664120/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4570186596743279520&amp;postID=1824385842872664120' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/1824385842872664120'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/1824385842872664120'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/2007/07/orhan-pamuk-ispanyol-kitabevlerinde.html' title=''/><author><name>Volga</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02810436791325043581</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/-Va18NhKcVpM/TusJzsh7EhI/AAAAAAAAAVY/9TmYbS5AjuA/s220/387968_10150414726533857_704443856_8665000_164198792_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_9WuzqDoujXA/RqXrIYn5I4I/AAAAAAAAABM/02kdOLhrwd8/s72-c/Madrid+014.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4570186596743279520.post-28867730623508076</id><published>2007-07-24T13:20:00.001+02:00</published><updated>2007-08-31T14:01:20.858+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İspanya'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_9WuzqDoujXA/RqXgfon5I2I/AAAAAAAAAA8/gvhloa7Vz1E/s1600-h/Tarragona+1+047.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://3.bp.blogspot.com/_9WuzqDoujXA/RqXgfon5I2I/AAAAAAAAAA8/gvhloa7Vz1E/s400/Tarragona+1+047.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5090721787897520994" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Akdeniz manzaralı bir Tarragona fotoğrafı...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4570186596743279520-28867730623508076?l=volgayilmaz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/feeds/28867730623508076/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4570186596743279520&amp;postID=28867730623508076' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/28867730623508076'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/28867730623508076'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/2007/07/akdeniz-manzaral-bir-tarragona-fotoraf.html' title=''/><author><name>Volga</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02810436791325043581</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/-Va18NhKcVpM/TusJzsh7EhI/AAAAAAAAAVY/9TmYbS5AjuA/s220/387968_10150414726533857_704443856_8665000_164198792_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_9WuzqDoujXA/RqXgfon5I2I/AAAAAAAAAA8/gvhloa7Vz1E/s72-c/Tarragona+1+047.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4570186596743279520.post-249160934405627785</id><published>2007-07-24T13:13:00.001+02:00</published><updated>2007-08-31T14:01:20.858+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İspanya'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_9WuzqDoujXA/RqXfQYn5I1I/AAAAAAAAAA0/-ltqstKh68k/s1600-h/Tarragona+1+027.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 386px; height: 289px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_9WuzqDoujXA/RqXfQYn5I1I/AAAAAAAAAA0/-ltqstKh68k/s400/Tarragona+1+027.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5090720426392888146" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Burası da Tarragona'da Rovira i Virgili Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nin önü. Fotoğrafa sadece Kimya Fakültesi yazısı girmiş olsa da! Ocak ve Mayıs aylarında ikişer hafta geçirdim bu binada. Bugüne kadar sadece kitaplarını okuduğum, birer çeviribilim ilahı olarak gördüğüm insanlarla burada tanıştım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4570186596743279520-249160934405627785?l=volgayilmaz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/feeds/249160934405627785/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4570186596743279520&amp;postID=249160934405627785' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/249160934405627785'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/249160934405627785'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/2007/07/buras-da-tarragonada-rovira-i-virgili.html' title=''/><author><name>Volga</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02810436791325043581</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/-Va18NhKcVpM/TusJzsh7EhI/AAAAAAAAAVY/9TmYbS5AjuA/s220/387968_10150414726533857_704443856_8665000_164198792_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_9WuzqDoujXA/RqXfQYn5I1I/AAAAAAAAAA0/-ltqstKh68k/s72-c/Tarragona+1+027.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4570186596743279520.post-8408614038999625402</id><published>2007-02-09T12:20:00.000+02:00</published><updated>2007-02-10T19:53:54.843+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Haberler'/><title type='text'>"Çiçek Prenses"e Almanya'dan Ödül</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_9WuzqDoujXA/Rc4Go5-jVZI/AAAAAAAAAAk/zXgi8MrZYTI/s1600-h/Tower+of+Babel.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://3.bp.blogspot.com/_9WuzqDoujXA/Rc4Go5-jVZI/AAAAAAAAAAk/zXgi8MrZYTI/s400/Tower+of+Babel.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5029965133647140242" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style=";font-family:arial;font-size:100%;"  &gt;Anadolu Üniversitesi (AÜ) Devlet Konservatuvarı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hasan Erkek'in "Çiçek Prenses" adlı oyununa, uluslararası mansiyon ödülü verildi.&lt;/span&gt;&lt;p  style="font-family:arial;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt; Doç. Dr. Hasan Erkek'in "Çiçek Prenses" adlı oyunu, Uluslararası Çocuk ve Gençlik Tiyatroları Birliği, Uluslararası Tiyatro Enstitüsü ve Uluslararası Oyun Yazarları Forumu'nun birlikte Almanya'da düzenlediği ve 100'den fazla oyunun katıldığı Gençlik Oyunu Yarışması'nda mansiyon aldı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p  style="font-family:arial;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt; Türkiye'den ilk kez bir oyunun dereceye girdiği yarışmada, &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 153, 0);font-size:100%;" &gt;Volga Yılmaz&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 153, 0);"&gt;'&lt;/span&gt;ın  İngilizce'ye çevirdiği Çiçek Prenses oyunu, 8 yaş ve üzeri gençleri hedef alıyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style=";font-family:arial;font-size:100%;"  &gt;Kaynak: http://www.trt.net.tr/wwwtrt/hdevam.aspx?hid=159527&amp;amp;k=6&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4570186596743279520-8408614038999625402?l=volgayilmaz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/feeds/8408614038999625402/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4570186596743279520&amp;postID=8408614038999625402' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/8408614038999625402'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4570186596743279520/posts/default/8408614038999625402'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://volgayilmaz.blogspot.com/2007/02/iek-prensese-almanyadan-dl.html' title='&quot;Çiçek Prenses&quot;e Almanya&apos;dan Ödül'/><author><name>Volga</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02810436791325043581</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/-Va18NhKcVpM/TusJzsh7EhI/AAAAAAAAAVY/9TmYbS5AjuA/s220/387968_10150414726533857_704443856_8665000_164198792_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_9WuzqDoujXA/Rc4Go5-jVZI/AAAAAAAAAAk/zXgi8MrZYTI/s72-c/Tower+of+Babel.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry></feed>
